N.Ç.nin sanıklarından 27.si DEVLET’TİR!

8 yıldır “utanç davası” olarak bilinen bir tecavüze tanığız. Henüz 13 yaşında 26 kişinin şiddetine ve tecavüzüne maruz kalmış bir genç kadının yaşadığı psikolojik ve sosyal yıkıma tanığız. Devletin adaletinin kıskacında sıkışmış bekleyen ve en sonunda da “kendi rızasıyla” denilerek neticelenen bu utanç davası devletin ve adaletinin gerçek yüzünü bizlere bir kez daha kanıtlamış oldu.
Tecavüzü onayan ve tecavüzcüleri koruyan anlayış devam ettiği sürece bu sonuçlarla yüzyüze gelmenin kaçınılmaz gerçekliği karşısında bir kez daha haykırıyoruz; Devletin adaletinden dilenmeyeceğiz!
Devletten, adaletine, karakoldan, zanlıya teslim edilen ölü kadınların secerisini bir bir tutan istatistik raporlar artık bir işe yaramayacak. Biliyoruz ki devlet er yada geç onları zaten bir bir öldürecek.

Anarşist Kadınlar

Tecavüz davasında 27.kişi: Devlet oldu; işte o karar…

Kararda, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’nun, N.Ç. ile ilgili raporuna atıf yapılarak, “Mağdurenin 2002 yılı Temmuz ayında 15 yaşı içerisinde olup 15 yaşını bitirmediği, mağduresi olduğu olayın ahlaki radaetini müdrik (Ahlaki kötülüğünün farkında olduğu) olduğu” ifadeleri kullanılmıştı. Aynı raporda, N.Ç. için, “Olaya ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu, beyanlarına itibar edilmemesi için bir neden olmadığı” denilmişti. Kararda, Adli Tıp’ın, N.Ç. için yaptığı “bu olaylara ruhsal yönden karşı koymaya muktedir” yorumu anımsatılarak şöyle denilmişti: “Küçük kızın kendi iradesiyle para kazanmak amacıyla sanıklar T. ve E. ile irtibata geçtiği veya bunlarla irtibata geçen diğer sanıklarla ilişkiye girdiği anlaşılmaktadır.”

Sanıkların mağdureye karşı kullandıkları maddi veya manevi bir cebir unsurunun bulunmaması, mağdurenin yaşının da kanunun suç olarak kabul ettiği 15 sınırında olması nedeniyle, sanık T. ve E. dışındaki sanıklar için cezaların alt sınırdan tayin edilmesi gerektiği kanısına ulaşıldığı vurgulanmıştı.

Mahkeme, bu yorum doğrultusunda, sanıklara “en az 5 yıl” hapis cezası öngören “15 yaşından küçük biriyle rızasıyla birlikte olmak” suçundan ceza vermişti. Mahkeme, sanıklara alt sınırdan 5 yıl ceza verip, iyi hal indirimi ile cezayı 4 yıl 2 aya indirmişti. Mahkeme, “rızası olduğu” gerekçesiyle, sanıklara “reşit olmayan kişiyi zorla alıkoyma” yerine, “rızasını alarak alıkoyma” suçundan ceza vermiş, bu cezanın düşüklüğü nedeniyle, bu suç zamanaşımına girmişti. Yargıtay 14. Ceza Dairesi de 26 erkeğe “15 yaşından küçük biriyle rızasıyla birlikte olmak” suçundan verilen indirimli cezayı onadı. Yargıtay, “reşit olmayan mağdureyi rızasıyla alıkoymak” suçunun zamanaşımına girdiği yorumunu da yerinde buldu. Böylece sanıklar, zamanaşımı sayesinde 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezalarından kurtuldu.

Yargıtay, mahkemenin sadece “ırza geçme” ve “ırza geçmeye” iştirak suçlarından verdiği cezaların artırılabileceği yorumunu yaptı. Yerel mahkemenin, Yargıtay’ın görüşünü yerinde bulması halinde bu artırım “rızayla birlikte olmak” suçundan verilen ceza üzerinden olacağı için 2.5 yılı geçemeyecek. Davada, N.Ç’nin rızası olduğu yönündeki karar olmasaydı sanıkların cezaları en az 5 yıl artacaktı. Yargıtay, yerel mahkemenin aynı yorum doğrultusunda verdiği, sanıkları 5 yıl fazla cezadan kurtaran “15 yaşından küçük kızla rızasıyla birlikte olmak” ve 5-10 yıl hapisten kurtaran “rızasıyla alıkoymak” suçlarından verilen cezaları onadığı için bu indirim hesaba katıldığında bile sanıklar 12,5 yıl cezadan kurtulmuş oldu.