Devlet için artık; kadına hakaret, tehdit, dayak daha meşru!


Geçtiğimiz haftalarda gündeme gelen ve özellikle kadına yönelik hakaret, tehdit ve şiddet nedeniyle tutuklu bulunan yaklaşık 15 bin kişiyi kapsayan ve bu nedenle kadın örgütleri tarafından tepki gören denetimli serbestlik yasası, geçtiğimiz gün Abdullah Gül tarafından onaylandı.

Aile Bakanı Fatma Şahin, bir taraftan kadın üzerinden “şiddete karşı” politikalar üretirken diğer taraftan bu yasanın onaylanıyor olması bu meselenin biz kadınlar için ne kadar trajikomik olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Zaten kocasından şiddet gördüğü için karakola sığınan, ölüm tehditleri aldığı için korunma talep eden kadınlar, her seferinde, yine devlet ve polis tarafından kocasına teslim ediliyor. Devlet, yasa, polis üçgeni ise bu teslimiyetin zeminini hazırlayarak, kadın katliamlarının önünü açıyor.

Yasa çıkmadan önce kadına yönelik şiddet, devletin adaletsizlik sistemi içinde çeşitli bahanelerle meşrulaştırılıyordu. Görünen o ki bu yasanın ardından meşrulaştırılmak için artık bahaneye de ihtiyaç duyulmayacak. Hakarete uğrayan, dayak yiyen, ölümle tehdit edilen kadınlar dün devletin hukukundan daha ağır cezalar talep ederken bugün ise “bari biraz daha kalsaydı içeride” demek zorunda bırakılacaklar. Oysa tüm bu şiddet sarmalından kurtulmak, ne devletin hukukuyla, ne devletin korumasıyla, ne de ağır ceza talepleriyle mümkündür. Devletin kadın politikası, yalnızca trajikomik bir tiyatro oyunundan ibarettir. Biz kadınların şiddeti yok etmesi bu tiyatroyu seyretmek yerine, bugünden başlayarak kendi yaşamlarımız için örgütlenerek mümkün olacaktır.