Boşuna Uğraşma Ömer, Biz Bu Safsataları Yakından Biliyoruz

hamile omer
“Hamile kadınların sokakta gezmesi terbiyesizliktir.” Bu sözleri, duyduğumuz ilk andan her birimizin aklı şaştı. Daha çocukken elimize tutuşturulan bebeklerle anneliği öğrenmemiz beklenmişti bizden. Anneliği kutsallaştırmalı, vatan için hayırlı evlatlar doğurmalı ve büyütmeliydik. Varoluşumuzun nedeni, kadınlığımızın birinci vazifesi buydu. Yıllardır bize biçilen bu kadınlık üzerinden sürekli görmezden gelinsek de, hapsedilsek de, sömürülsek de, katledilsek de bu “kutsal vazife”yi yerine getirmemiz beklendi bizlerden. Her şeye rağmen en az 3, yetmedi 5 çocuk doğurmalı, tecavüze uğrasak bile kürtaj yaptırmamalı, bizden beklenen o “kutsal vazife”yi yerine getirmeliydik. Yani anne olmalıydık. Bugün ise yeniden gördük ki hamile kalmak “yetmeyecekti”.
Yetmeyecekti çünkü mesele hamilelik değil, kadınlık meselesiydi. Ve Ömer Tuğrul İnançer buna ilişkin öyle bir konuşma yaptı ki; bugüne kadar tembihlenen annelik kavramını bir adım daha “ileriye götürürken” biraz ileri gitti. Kadının hamileyken sokakta dolaşmasını “terbiyesizlik”, kocasının arabası dışında sokağa çıkan kadını ahlaksız, sokaklarda “salına salına yürüyen” hamile kadını estetik dışı ilan etti. Kadını, tam da kadınlığının bir parçası olan hamileliğinden ötürü bir başka tutsaklığa mahkum etmeye kalkıştı. İktidarı besleyen toplumsal ahlak kuralları, toplumsal cinsiyet rolleri, bu kez de Ömer’de vücut buldu. Yaptığı konuşmada estetik kaygılarından toplumsal ahlak kurallarına, terbiye kültüründen ped reklamlarına, araba sevdasından “hamilelik fobisi”ne kadar birçok safsatayı birbiri ardına ekledi. Ancak biz bu safsataları çok iyi biliyoruz.
Biliyoruz çünkü Ömer ne ilk ne de münferit. Engin Ardıç, Ali Bulaç, Bülent Arınç, Ömer Tuğrul İnançer ve adını sayamadığımız niceleri… Onların ağzından çıkanlar bize hiç yabancı değil. Birçok toplu tecavüzün yaşandığı, tacizcilerin ödüllendirildiği, kadın cinayetlerine her gün yenisinin eklendiği bu topraklarda, Ömer’in söyledikleri, bize yıllardır anlatılan safsatalardan yalnızca biri. Bizi hiçleştiren, kimliksizleştiren, yok sayan, kapatan, hapseden ve katlimize ferman veren safsatalardan biri.
Onlar bizi ahlaklarıyla, namuslarıyla, “estetik değer”leriyle hapsetmek isteseler de bizler buradayız, sokaklardayız, yılmayacağız. Çünkü biliyoruz ki yalnız değiliz, birimizin acısı hepimizin öfkesini gün geçtikçe büyütüyor. Bizler, hamile kadınlar, bakire kadınlar, yaşlı kadınlar, genç kadınlar, işçi kadınlar, öğrenci kadınlar… Sokaklardan vazgeçmeyeceğiz.
Özgürlüğümüz için sokaklarda olmaya devam edeceğiz.
Sokaklar bizimdir!