Sıfır Noktasında Acımız, Öfkemiz, Korkumuz,Cesaretimiz

23 Ağustos günü, Kırıkkale’de boşandığı erkek tarafından katledilen Emine Bulut’un kanlar içindeki görüntüsü sosyal medyada hızla yayıldı. Ardından birçoğumuz bu görüntüyü izledik/ izleyemedik ve bir şekilde Emine’nin “Ölmek İstemiyorum” dediği sesini duyduk. Ardından çocuğunun “Anne lütfen ölme” dediğini de …

Ne hissettik? İşte bunu tarif etmesi öyle zor ki… Sadece birimiz için değil, hepimiz için öyle zor… Üzüldük, korktuk, öfkelendik, içimiz acıdı, suçlu hissettik. Hepsini birlikte yaşadık bu hislerin, dakikalar içinde. Ama en çok öfke… Her gün duyduğumuz “bir kadın daha katledildi” cümlesinin canımıza tak etmiş öfkesi.

Sonrasında.. Sonrasında ise farklı birçok şehirde kadınlar sokaklara çıktı.. Üç kişi, beş kişi demeden; kime ulaşabildiysek onunla. Bir dövizle, bir pankartla, bir bildiriyle.

Biz de “Erkek Şiddetiyle Ölmek İstemiyoruz! Emine Bulut İsyanımızdır” yazan pankartla Kadıköy’de, İskele Meydanı’nda oturma eylemine başladığımızda neyle karşılaşacağımızı tam bilemeyen haldeydik. Pankartı açar açmaz polisler bize saldırabilir, bugüne kadar yasaklanan birçok kadın eylemi gibi bu eylem de yasaklanabilirdi. Bir kişi dahi bizimle oturmayabilir, aynı sloganı atmayabilir hatta bize kınayan gözlerle bakabilirdi. Ancak bunların hiçbirinin önemi olmayan bir noktada bulunuyorduk “Sıfır Noktasında*”

Yani kaybettiğimiz bir Emine’nin ardından kaybedecek hiçbir şeyimizin kalmaması demek oluyordu bu. Eyleme başladığımızda ise göz göze geldiğimiz bütün kadınların bizimle aynı noktada olduğunu; birlikte oturduğumuz, slogan attığımız her an içimizdekinin belli belirsiz bir öfke olmadığını, kararlılıkla pekiştiğini bir kez daha gördük.

Emine çoktan yaşamını yitirmişti ve çocuğu çoktan asla unutamayacağı bir anın hikayesiyle yaşamaya başlamıştı. Katil erkek ise asla yerini bulmayan devlet adaletinden medet umar bir bekleyişteydi. Ancak kadınlar Emine’nin isyanıyla sokaklarda buluştuğunda ne devletten bir beklenti içindeydik ne de onun adaletinden. Bir şey beklemiyorduk çünkü daha önce yaşananlar bize devletin adaletinin ne olduğunu defalarca göstermişti. Biz, “Ölmek İstemiyoruz” demek için sokaktaydık, yaşamak isteyen kadınlara sesimizi duyurabilmek ve birbirimizi bulabilmek için.

Emine tek değildi, yaşadıkları münferit değildi, tesadüf değildi. Her gün yaşadığımız erkek şiddetinin vücut bulmuş haliydi.

Elbette ilk de değildi. 15 Ağustos günü, 19 yaşındaki Merve, ayrılmak istediğini söylediği erkek tarafından pompalı tüfekle vurularak katledildi. 22 Ağustos günü Konya’da, Tuba Erkol da tıpkı Emine gibi, çocuklarının gözü önünde “hakkında uzaklaştırılma kararı verilen” erkek tarafından bıçaklanarak katledildi. Katil erkek çocuklarına, “Ağlamayın anneniz artık öldü” dedi, diyebildi. Ayşe, Duygu, Güldünya, Hande,Esra, Özgecan, Münevver, Şule, Buse… Her biri, erkek şiddetiyle katledildi.

Kadınların yaşamı bir bir sona eriyorken katil erkekler, çoğu davada “haklı” bulunarak serbest bırakıldı. Bir daha yapsın, bir başka kadına daha aynı şiddeti uygulasın diye.
Yaşadıklarına katlanamayarak kendisine tecavüz eden, kendisini öldürmeye çalışan erkeği öldüren kadınlar ise devletin adaletinde “suçlu” bulundu. Bir daha hapishaneden çıkamasın, aynısını yapamasın diye. Bir daha erkekler öldürülmesin diye. Daha da açık söylemek gerekirse devletin erk’liğine zeval gelmesin diye.

Emine son olsaydı… Ancak olmadı da. Dün Samsun’da Meryem Beykoz, evli olduğu erkek tarafından katledildi. Yetmedi… Katil erkek olay yerinde bulunan çocuğu Emine’yi de katletti. Kısa süre içinde “yakalandı” Peki ya sonra..?

Sonrası bilinmez. Devlet bu katili nasıl ödüllendirir bilinmez. Ancak Meryem ve Emine yaşamını yitirdi! Erkek şiddetiyle yaşamını yitiren milyonlarca kadın gibi.

Şimdi, duygularımız tarifsiz. Üzülüyoruz, öfkeleniyoruz ve.. Ve artık canımıza tak eden öfkemizle birbirimizin elini sımsıkı tutmaya cesaret etme noktasındayız.

*”Sıfır Noktasındaki Kadın” Neval El Seddavi’nin, hapishanedeki Firdevs’in yaşam öyküsünü aktardığı kitaptır

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir