Hapishanelerde Korona Krizi: Hendek Hapishanesi’ndeki Kadınlarla Konuştuk

Duvarların ardından seslerini duyurabilmek için Hendek Açık Hapishanesi’nden gazetemize ulaşan 100 kadın tutsağın korona krizinde yaşadıklarını ve hapishane koşullarını sizlerle paylaşıyoruz.

Sakarya’da bulunan Hendek Açık Hapishanesi korona virüs salgınına yönelik tedbirler kapsamında boşaltılan hapishanelerden birisi. İnfaz yasasındaki düzenlemelerle beraber hapishanede bulunan 700 tutsağın 2 gün içinde tahliye edilmesinin ardından, farklı şehirlerdeki kapalı hapishanelerde bulunan 100 kadın tutsak buraya yerleştirildi.

Hapishanenin fiziki koşulları sebebiyle tedbir için yeterli olmadığı kanısıyla boşaltılmış olduğunu aktaran kadın tutsakların kendilerine ve hapishane yönetimine sorduğu ilk soru şu: “Yetersizlik sebebiyle boşaltılan bir hapishane neden tutsakların sağlığı gözardı edilerek yeniden kullanılmaya başlandı?”

Hapishaneye yerleştirilmelerinin üzerinden 1 ay geçen kadın tutsaklar buraya getirildikleri ilk günden itibaren iş kayıtlarının yapılarak çalıştırılmaya başladıklarını ancak çalışmaya başlamadan önce kendilerine hiçbir sağlık testi uygulanmadığını belirtiyor. Taşan lağımı temizlemekten yemek pişirmeye kadar bazıları zorunlu bazıları keyfi tüm işler tutsaklara yaptırılırken hiçbir tedbir alınmıyor.

Ayrıca hapishaneye yerleştirilmelerinden itibaren, kadın tutsaklara ilk korona virüs testinin 4 gün önce yapıldığı, yapılan testin ise yalnızca 20 kişiye uygulandığı, 20 kişi arasındansa bir kadın ve çocuğunun testinin pozitif çıktığı söyleniyor. Kadınların yaklaşık 25 gün boyunca testi pozitif çıkan arkadaşlarıyla aynı ortamı paylaştığı gerçeği ve sağlık tedbirleri açısından korona virüs testinin birbiriyle temas halinde bulunan herkese uygulanması gerektiği zorunluluğu karşımıza çıkarken, hapishane yönetimi bu gerçeği ve zorunluluğu görmezden geliyor. Testi pozitif çıkan kadın tutsağın şu anda yoğun bakımda olduğu, çocuğun ise tedavisinin sürdüğü biliniyor.

Hapishane yönetiminin maskeyi parayla sattığını, eldivene ulaşma imkanlarının ise ücretini ödeyerek dahi olmadığını belirten kadın tutsaklar, şu anda hasta olduğundan şüphelenilen 20 tutsağın farklı bir blokta karantinaya alındığını ancak yemek yedikleri kaplardan çay içtikleri bardaklara kadar herkesin aynı malzemeleri kullandığını, kademeli bir şekilde olsa da, tüm tutsakların aynı bahçede havalandırmaya çıktığını belirtiyor. Dolayısıyla hapishanenin “tedbir karantinası” nın da tamamen göstermelik olduğunu açıkça ortaya koyuyorlar.

Hapishanede kronik rahatsızlığı olan ve 60 yaş üzeri tutsaklar da risk grubunda oldukları halde toplu halde yaşamaya zorlanıyor. 0-6 yaş arasında 13 çocuğun bulunduğu hapishanede hastalığın hızlı bir şekilde yayılması söz konusu.

Tutsaklar, psikolojilerinin çok fazla tahrip olduğunu, avukatlarıyla dahi görüşemedikleri bu süreçte defalarca durumlarını hapishane yönetimine belirttikleri halde “koronadan dolayı savcılıkta işler yavaş işliyor”, “durumunuzu çok sorgulamayın, sorgularsanız işin içinden çıkamazsınız” gibi bahanelerle karşı karşıya kalıyor. Dilekçelerine cevap verilmediğini açıklayan kadın tutsaklar aileleri aracılığıyla CİMER’e başvuru yaptıklarını ve seslerini duyurarak kendilerine dayatılan hapishane koşullarını aşmak istediklerini söylüyor.

Şeyma Çopur