Bir kadının mücadelesi;Ayşe Tükrükçü

Ahali: Bağımsız Milletvekili adayı olmaya nasıl karar verdin?

Ayşe Tükrükçü: Onbir sene oldu genelevinden çıkalı. Hiç bir yasa değişmemiş, hala insan yerine konmamışız, ev tutarken, iş’e girdiğimizde zorluk çıkıyor.Üzerimize yapışan vesikaların hep göz önünde bulunması bizimle beraber yaşaması, beni hep rahatsız ediyordu. Milletvekili adayı olmayı kendim için kabul etmedim. Halen çalışan yada çalışmayan tüm genelev kadınları için kabül ettim. Benim gibi yüzlerce, binlerce annenin, kızların ciğerlerinde bu acının olduğunu biliyordum. Onların sözcüsü olmak için, Türkiye’de bir ilkin yaşanması için, vesikaların iptal edilmesi için. Bunları Türk halkına göstermek için kabül ettim.
Ahali: Vesikan var değil mi?
Ayşe Tükrükçü: Var. Halen de var benim vesikam.
Ahali: Bağımsız bir milletvekili ve eski bir genelev kadını olarak; aday olma sürecin nasıl gelişti?
Ayşe Tükrükçü: Bütün evrakları tamamlayıp, Yüksek Seçim Kuruluna teslim ettiğimizde, savcılıktan  ” temiz kağıdı” istendi. Şişli’den alıp, Yüksek Seçim Kuruluna evraklarımızı teslim ettik. İsimler asıldığında bana veto geldi. Vetonun gelmesinin sebebi; fuhuş suçundan cezaevinde yatmamdı.
Ahali: Ne kadar süre cezaevinde kaldın?
Ayşe Tükrükçü: Yirmi üç gün kaldım.Hüküm giydim diye bana veto ettiler. Ben sevindim veto edildiğime.Çünkü İç hukuk burada bitti. İnsan Hakları Mahkemesine böyle bir dava olarak gitmeyi çok istiyordum ben.
Ahali: İnsan Hakları Mahkemesine başvurdun mu?
Ayşe Tükrükçü: İnsan Hakları Mahkemesinene başvurmadım. Başvurmayı düşündüm ve çok da istedim. Şefkat Derneği başkanı Hayrettin Bulan’la beraber, bir itiraz dilekçesi yazdık. Yedi sayfalık bir itiraz dilekçesi sunduk, itiraz dilekçesini sunduğumuzda bize on gün sonra bir cevap geldi. Telefon açtılar.” Ayşe Tükrükçü Yüksek seçim kuruluna gelsin” dediler. Sebebini sorduğumuzda ise;  ”görüşeceğiz”dediler. Bu yasada, hüküm giymiş fakat  suç işlememiş insanlar seçimde aday olma hakkına sahiplermiş. Tayyip Erdoğan’da hüküm giymişti, dört buçuk ay cezaevinde yatmıştı. 2002 seçimlerinde bu yasanın bir gecede değişen bir yasa olduğu ortaya çıkıyor.Yasa halbuki o zaman değişiyor ama Yüksek Seçim Kurulu bunu göz önüne almamış.
Ahali: 2002 yılında bir gecede değişen bu yasa yüzünden mi seni geri çevirdiler?
Ayşe Tükrükçü: Evet. Bu sebeple beni geri çevirdiler ama zaten yasanın değiştiğinden haberleri yok. Biz itiraz dilekçesinde yasanın değiştiğini yazdık.On gün sonra kabül edildiğimi söylediler.  Eski bir genelev kadını olarak kabül edilmem büyük bir şeydi. T.C kurulalı hiç kimse cesaret edipde aday olmamış.
Ahali: Arkadaşların, çevrendeki kadınlar sana nasıl destek oldular?
Ayşe Tükrükçü: Benden daha çok sevindiler. Bana destek verdiler. Çünkü ben hep demişimdir; “satmak mı suç, satılmak mı suç”  Ben cezaevine girdiğimde; niye cezaevine girdiğimi bilmiyordum. niye cezaevinde 23 gün yattığımı da bilmiyordum. Bunları seneler sonra öğrendim. Et pazarına düştükten bir sene sonra, niye hüküm giymişim, niye cezaevinde yatmışım meğer bunlar hep bir komploya kurban gittiğim içinmiş.Vesika almam için sebeplermiş.Kadınların bu desteğini gördügümde adaylık beni daha da çok heyecanlandırdı.On bir sene önce genelev den çıktığımda benim yanımda sadece Şefkat-der vardı. Ama seçimler sürecinde kadınları etrafımda görmek ne demek  biliyor musun? On bir yıldır benimle beraber Ailemin, çevremde ki herkesin dışlandığını biliyorum. Sebep “bir vesikalıyım” diye. Birden bire 2007 yılında seçimlerde Ayşe Tükrükçü’yü binlerce kadının bağrına bastığını görmek, Ayşe Tükrükçü’nün vesikalığı için mücadele etmelerinin ne demek olduğunu bilmek… bunu ancak “yaşayarak” bilirsin.
Ahali: Seçim çalışmalarından ve kampanyalardan bahsedebilir misin?
Ayşe Tükrükçü: Hayatı çalınmış binlerce kadının beni desteklediğini görüyordum. Telefon açıyorlardı, destek oluyorlardı, tebrik ediyorlardı. Ka-der destek verdi. Ka-der başkanı Hülya Gülbahar geldi yanımıza. Mor Çatı dan arkadaşlar geldi, Film Mor dan arkadaşlar geldi. Feministler benimle ilan dağıtmak istediklerini, standlarda benimle beraber yer almak istediklerini söylediler. “Sen vesikalısın ama biz seni destekliyoruz, senin yanındayız”dediler. Seçimler sürecinde Devletin engellemeleri çok oldu. Yüksek Seçim Kurulunun bize  verdikleri evraklarla stand kurmak istediğimiz de bütün partilerin standları vardı. Bağımsızların, partililerin standları vardı. Onlara izin verildi ama benim o standlara açmama ve  bildirileri dağıtmama izin verilmedi. Çünkü ben Türkiye’nin ayıbını  göz önüne koyuyordum. Rüşvetin, milyonlarca doların fuhuş batağında ki rantını göz önüne sermeye çalıştığım için, Devletin ve  kurumlarının engelleri ile çok karşılaştım. Bu yüzden el ilanları dağıttığım zaman polisler, Devlet kurumundan insanlar, yanımdan geçip bana omuz atan kadınlar-erkekler olmadımı, oldu. Elimden ilanları alıp bana hakaret edenler olmadımı, oldu. Nezarete düştüm, sokakta ilan dağıtırken gözaltına alındım. Gözaltına alınmamın sebebi de “izinsiz gösteri yapmak” Türkiye genelinde bütün adaylar için konuşuyorum; adayların hangisi izin alıp gösteri yaptı? hangisi gidip Yüksek Seçim Kurulundan veya adliyeden, savcıdan, emniyetten izin aldı. Biz şurada yürüyeceğiz dediler. Ben hep bunları yapma mecburiyetinde kaldım. Yapmaya kalktığım zamanda bile stand verilmedi. Seçimin son günü bana stand verildi. Bunlara karşılık tepkimi göstererek basın açıklaması yapmaya çalıştım. Polisler bizi apar topar aldılar.
Ahali: Sana tüm bu haksızlıkları hayat kadını olduğun için mi yaptılar?
Ayşe Tükrükçü: Kadın olduğum için, eski bir hayat kadını olduğum için. Türkiyede ki genelevlere  gidildiği zaman erkekleri kimin karşıladığını soracak olursanız; oraya devletin memuru konulmuş derim. Bizlerin haklarını savunmayan ama oraya giren erkeklere; “hadi gir öğrenirsin, alışırsın” diyen Devlet kurumunda çalışan insanlar var orada.Benim tepkim bunlara. Ben genelevine düştüğümde bana denilen kelime aynen şuydu; omuzuma da vurularak “haydi, haydi alışırsın” Benim tepkim bunlaradır. Ben kimsenin bedenin satmadım. Milletvekilliğine adaylığımı koyduğum zaman bunların olmasını engellemek istediğim için tepki almaya başladım.
Ahali: Gözlatına alındığınızda şiddet, hakaret  gördünüzmü?
Ayşe Tükrükçü: Tabiyki gördüm.Gözaltına alındığımdapolisin bana söyledği şuydu; “geldiğin yeri unutma gideceğin yerde orası” benim geldiğim yer genelevdi. Devlet bana sahip çıkmayacakta kime sahip çıkacak? pollis bana hakaret ettiğinde, ben de ona hakaret ettim. Ben hakaret ettiğimi inkar etmiyorum ama onlar ediyor. Çünkü onlar memur herşeyi söyleme hakları oluyor. Nezarete girdiğimde; “çeneni kapat, konuşma, sürekli bir baskı, lavaboya gitmek istediğimde; 45 dk memurun kapıyı açmasını bekliyorum, memur içerde telefonda muhabbet ediyor. Avukatım geliyor, avukatıma benim burada olmadığım söyleniyor, halbuki ben içerdeyim avukatımı benim yanıma göndermiyorlar.  Bayan memuru istiyorum araçta bayan memur yok. Araba da bayan memur yok ya “korkma biz sana birşey yapmayız” diyorlar ama söyledikler o lafları  gizli kamera olsa da çekseniz.Şu anda bile beni gördükleri yerde bir kaşık suda boğacak vaziyetteler.
Ahali: Milletvekilliği sürecinde medya da sana çok ilgi gösterdi. Medya da bazı programlarda özellikle kadın programlarında konuştun. O ilgiyi şimdi aynı derecede hissediyormusun?
Ayşe Tükrükçü: Yok.Medya ve basın seçimlere kadar benim arkamdaydı. Dünya basınıyla röpörtaj yaptım. Afrika basınına bile çıkmışım. Polonya basını on sayfalık bir yer vermişti. Çünkü Türkiye de bir ilk oldum. “Ensest tecavüze uğramış, geneleve satılmış, Devlet gözü önünde satılan üzerlerinden vergi alınan kadınlar” diye. Seçimler den sonra bu ilgi gittikçe azaldı. Kadın programlarının birkaçına konuk edildim. Devlet tarafından bizler için birşey yapılmadığı söylenerek Nimet Çubukçu’ya müracat edildi. Nimet Çubukçu bugün oldu halen dönecek bu konuya. Aileden sorumlu Devlet bakanı kendisi “kadınsın ama boşuna ordasın”derim. Çünkü kadın için birşey yapılmıyor, en başta bedenleri satılanlar için bir yasa çıkartılmalı.
Ahali: Devlet kurumları genelevinde çalışan yada çalışmayan kadınlara yardım anlamında sadece  görüntü. Bunun dışında yardım konusunda hiç destek vermiyorlar dedin. Sığınma evleri bu konuda ne yapıyor?
Ayşe Tükrükçü: Sığınma evleri, eski genelev kadınlarını, hayattan beklentisi olup da seviyeli bir yaşam kurmuş kadınları bile almıyorlar. Alıyoruz deseler bile maalesef  o kurumlarda çalışan bir kaç arkadaşımla görüştüğümde kendileri söylüyorlar. Sığınma evlerinin zaten sayıları belli. 32 tane sosyal hizmetlerin, 13 tane sığınma evi var. Mor çatı, Ka-der, Konyada ki Sevgi-der  kadın sığınma evinde kışın 385 kişi kalıyordu. Ümraniye de bir yer açıldı. Aşağı yukarı 30 kişi kalabilecek bir kapasitede ama maalesef sığınma evlerinin süreleri zaten belli. 3 ay bilemedin 6 ay yani, 6 ay sonra bu kadınlar yine sokaklara dönüyorlar.
Ahali: İş bulma konusunda kadınların sıkıntıları neler?
Ayşe Tükrükçü:  Genelevinden çıkmış ve iş bulsa bile geçmiş hayatını öğrendiği zaman patronu ya da diğer çalışanlar bu durumdan ötürü kadını ya  sokağa atar, ya da aylığını vermez. Ben bunların hepsini yaşadım. Medya da programlara çıktım yüzümü bile kapadım fakat bir şekilde tanındım. Çalıştığım yerde bu sorun oldu, akşam olunca kapının önündeydim. Başka bir işe girdim. Patron öğrendi “benim orospuyla işim olmaz” dedi. Türkiye’nin kuralları, Devlet’in çıkardığı yasalar… hepsi bunların kadınları harcıyormuş gibi geliyor.
Ahali: Ayşe hiç evlendin mi?
Ayşe Tükrükçü: Evlendim, evlenmez olaydım ama.
Ahali: Sen kendi hayatta ki duruşunu bir mücadele biçimine dönüştürdün…
Ayşe Tükrükçü: Ben 11 yıldır bu mücadeleyi veriyorum ama bu seçimlerde göz önüne çıktı. Karşınızda ki  bu Ayşe hep vardı.
Ahali: Şimdi ve sonrası için neler yapmak istiyorsun?
Ayşe Tükrükçü: 61 yılında çıkartılan bizlere hitap etmeyen bir yasa var. 419. madde diyor ki; zoraki çalışmaları olmayacak, sağlık kurumları olacak, genelev kadınları sağlıklı koşullarda çalışacak. Ben sağlıklı bir ortamda çalışmadım. Benim istediğim şudur; bu kadınlar için yeni bir yasa çıkmalı, emeklilik hakları verilmeli. Devlet aslında onlara devleti verse de azdır. Onlara yeni bir hayat şansı verilmesi için devletin çok şey yapması lazım. Ben genelevin den çıkalı on bir sene bitiyor. Ama maalesef ben hala vesikalı genelev kadınıyım. Vesikaların tamamı ile iptalleri gerekiyor.
Ahali: Genelevinde olan  kadınları temsil eden bir duruşun var. Çok farklı sıkıntılar var değil mi? Sonuçta o mağduriyet, o baskı çok fazla.
Ayşe Tükrükçü: Haddinden fazla bunu biliyorum.
Ahali: Verdiğin bu mücadeleden etkilenen ve genelevinden çıkan arkadaşların var mı?
Ayşe Tükrükçü:  Çıkan arkadaşlar var. Diyarbakır’da bir arkadaşım var, şu an ailesinin yanında ama hayati tehlikesi var. Karaköy’den çıkan arkadaş var.”Namuslu bir hayat yaşamak istiyorum, devletin aldığı namusu ben geri istiyorum” diyor. Bundan üç sene önceye kadar nüfus dairelerinde özel rakamlarla bizim vesikalı olduğumuzu ispat eden bir yazı vardı. Artık bu yok  ama bunun emniyette de kalkmasını istiyoruz. Sicilin tamamı ile silinmesini istiyoruz. Bu insanlara yeni haklar verilsin, yeni yaşamlar düzenlensin. Zaten dışlanıyorsun, eziliyorsun, o köleleşmiş hayat zaten senin üstünde yük ve bu yükü taşıyorsun.
Ahali: Sokakta senin genelevinde çalışmış bir kadın olduğunu bilen, seni hiç tanımayan kadınlar sana nasıl yaklaştılar?
Ayşe Tükrükçü:  Hiç olumsuz bir olayla karşılaşmadım. Seçimler döneminde bir gün ellerimiz zincirli bir eylem  yapmıştık cenneti de (plastik bebek) kucağımda tutuyorum, teyzenin biri eylemde bağırdı; “vicdansız anne” dedi bana, yani cennetin  plastik bebek olduğunu bilmeden. O teyzeyle ben görüştüm. Teyze beni televizyonlarda görmüş, öğrenmiş genelev kadını olduğumu izlerken de demiş ki “çocuğu niye alet ediyor bu işlere” Konuştuktan sonra bana dedi ki; “aferin sana ama ben o bebeği senin kucağında canlı görmek isterdim” Bu beni etkileyen olaylardan sadece biri.
Ahali: Genelevin den çıkmış kadınların vesikalarının kaldırılması sonrası için bir çözüm getirecek mi?
Ayşe Tükrükçü: Evet. Çünkü bu vesikalar kalktıkça ve yeni girişler olmadığı sürece, bütün Türkiye de girişler kapanacak bunu biliyorum. Girişler kapandığı zaman, orada kalmak istemeyen kadınlar çıkar ve on sene içinde genelev kelimesi biter. Ben genelevinde iki buçuk sene çalıştım. 212 gün sigortam var ama benim üzerimden vergiler alındı, paralar kesildi. Benim bir sağlık karnem bile yok. Türkiye genelinde 68 tane bir vesika altında çalışan, 3715 tane genelev kadını  var. Bu dört sene önceki rakamlar. Hayatı çalınmış kadınlarsa yüz binin üzerinde. Bu kadınları hayata kazandırmak yerine daha beter batağa sürekleyen Devlete isyanım benim. Seçimlerden önce maaş alıyordum. Milletvekili adayı olduktan sonra, Devlete lafları saydıktan sonra maaşım da kesildi benim.
Ahali: Devletten ne kadar süre, maaş aldın?
Ayşe Tükrükçü: 2002′nin Mart ayından, 2007′nin Haziran ayına kadar her ay maaş alıyordum. İlk aldığım maaş 150 YTL. Seçimlerde 400 YTL. Alıyordum. Şu anda 450 YTL. olması lazımdı. Asgari ücret gibi. Bu parayla çok şey yapıyordum; kiramı ödüyordum, ihtiyaçlarımı karşılıyordum. Şimdi bu maaş da kesildi.
Ahali: Geçimini nasıl sağlıyorsun?
Ayşe Tükrükçü: Şefkat-der den geliyor. Temizlik işlerine gidiyorum, bulaşıkçılık yapıyorum. 25-30 da olsa günlük ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum. Benim için en önemlisi tek benim için değil genelevinden çıkan bütün kadınlar için bedenini satmak dışında yapabilecekleri iş imkanlarının oluşabilmesi. Bu gerçekten önemli bir sorun çünkü.
Ahali: Seçimler döneminde yaptığın basın açıklamasında polise hakaret ettiğin için açılan davanın 6 Mart ta duruşması var. Değil mi?
Ayşe Tükrükçü: 6 Mart ta duruşmam olacak. Polis bana hakaret etmişti, bende ona hakaret etmiştim. Bunun dışında polisin ara sokaklar da uyguladığı şiddeti görüyoruz, biliyoruz. Mobese kameraları olsa da onların çekmediği yerde şiddet uyguluyorlar. Kadın-erkek hiç fark etmiyor. Ama korktukları için kimse dava açmaya yanaşmıyor. Çünkü bu insanlar sokaktalar çiçek satan, mısır satan, kestane satan, mendil satan insanlar. Sokaktan ekmek parası kazandıkları için korkuyorlar .Ama ben şikayetçi oldum. Çünkü bana bir erkeğin orospu demesini kaldıramıyorum. Bir kadın polis olsa demezdi, karakolda yapılan o işkencelere tahammül gösteremezdi. O zaman raporlar tutulurdu. Çünkü o da bir kadın. Ama erkekler bunu yapıyor. Bir tek Esmeray diyor,o da canım benim,yine de o kelimeyi söyletmek için bir saat dil dökerim. Esmeray’ın demesi hoşuma gidiyor, gülüyorum.
Ahali: Esmeray’ın oyununu izledin mi?
Ayşe Tükrükçü: Bilgi Üniversitesinde izlemiştim. Oyun da beni en çok etkileyen midye tezgahının başında ayakta durduğunda; “işte bende bununla  ekmeğimi kazanıyorum” dediğinde şimdi ki gibi ağladım.”250 kuruşluk midye ile kiramı ödüyorum, ekmeğimi alıyorum, bundan geçiniyorum” demesi benim için en büyük mücadeledir. Ben midyeyi hiç sevmezdim ama Esmeray’ın sayesinde alıyordum, yemiyordum. Ama artık onunla konuşurken yiyorum.
Ahali: Sende Esmeray gibi böyle bir yöntemle kendini anlatmak istiyor musun?
Ayşe Tükrükçü: Oyun değil ama bende kitap yazıyorum. Nisan Ya da  Mayıs ayı gibi çıkacak. Kitaptan sağlanan gelirin hepsini kadın sığınma evine bağışladım. Köyden gelenler, Türkçe’yi bilmeyen konuşamayanlar var. Hayatta hiç evden dışarı çıkmayan kadınlarımız var. Onlar faydalansın, zorluk çekmesinler. Kitabın adı; “kahpede kaldık”. Delta yayıncılıktan çıkacak. Kitabın yazarı Alper Uluş da yüzde 12 lik bir hakkı olanı almayacak. Ne  o alacak, ne ben. Bütün geliri kadınlarımıza harcanacak. Kitap ta genelevinde bir kadının neler çektiği anlatılıyor.
Ahali:  Diline sağlık, teşekkür ederiz.
Ahali gazetesinin 3. sayısından alınmıştır.

Ahali: Bağımsız Milletvekili adayı olmaya nasıl karar verdin?Ayşe Tükrükçü: Onbir sene oldu genelevinden çıkalı. Hiç bir yasa değişmemiş, hala insan yerine konmamışız, ev tutarken, iş’e girdiğimizde zorluk çıkıyor.Üzerimize yapışan vesikaların hep göz önünde bulunması bizimle beraber yaşaması, beni hep rahatsız ediyordu. Milletvekili adayı olmayı kendim için kabul etmedim. Halen çalışan yada çalışmayan tüm genelev kadınları için kabül ettim. Benim gibi yüzlerce, binlerce annenin, kızların ciğerlerinde bu acının olduğunu biliyordum. Onların sözcüsü olmak için, Türkiye’de bir ilkin yaşanması için, vesikaların iptal edilmesi için. Bunları Türk halkına göstermek için kabül ettim.
Ahali: Vesikan var değil mi?Ayşe Tükrükçü: Var. Halen de var benim vesikam.
Ahali: Bağımsız bir milletvekili ve eski bir genelev kadını olarak; aday olma sürecin nasıl gelişti?Ayşe Tükrükçü: Bütün evrakları tamamlayıp, Yüksek Seçim Kuruluna teslim ettiğimizde, savcılıktan  ” temiz kağıdı” istendi. Şişli’den alıp, Yüksek Seçim Kuruluna evraklarımızı teslim ettik. İsimler asıldığında bana veto geldi. Vetonun gelmesinin sebebi; fuhuş suçundan cezaevinde yatmamdı.
Ahali: Ne kadar süre cezaevinde kaldın?Ayşe Tükrükçü: Yirmi üç gün kaldım.Hüküm giydim diye bana veto ettiler. Ben sevindim veto edildiğime.Çünkü İç hukuk burada bitti. İnsan Hakları Mahkemesine böyle bir dava olarak gitmeyi çok istiyordum ben.
Ahali: İnsan Hakları Mahkemesine başvurdun mu?Ayşe Tükrükçü: İnsan Hakları Mahkemesinene başvurmadım. Başvurmayı düşündüm ve çok da istedim. Şefkat Derneği başkanı Hayrettin Bulan’la beraber, bir itiraz dilekçesi yazdık. Yedi sayfalık bir itiraz dilekçesi sunduk, itiraz dilekçesini sunduğumuzda bize on gün sonra bir cevap geldi. Telefon açtılar.” Ayşe Tükrükçü Yüksek seçim kuruluna gelsin” dediler. Sebebini sorduğumuzda ise;  ”görüşeceğiz”dediler. Bu yasada, hüküm giymiş fakat  suç işlememiş insanlar seçimde aday olma hakkına sahiplermiş. Tayyip Erdoğan’da hüküm giymişti, dört buçuk ay cezaevinde yatmıştı. 2002 seçimlerinde bu yasanın bir gecede değişen bir yasa olduğu ortaya çıkıyor.Yasa halbuki o zaman değişiyor ama Yüksek Seçim Kurulu bunu göz önüne almamış.
Ahali: 2002 yılında bir gecede değişen bu yasa yüzünden mi seni geri çevirdiler?Ayşe Tükrükçü: Evet. Bu sebeple beni geri çevirdiler ama zaten yasanın değiştiğinden haberleri yok. Biz itiraz dilekçesinde yasanın değiştiğini yazdık.On gün sonra kabül edildiğimi söylediler.  Eski bir genelev kadını olarak kabül edilmem büyük bir şeydi. T.C kurulalı hiç kimse cesaret edipde aday olmamış.
Ahali: Arkadaşların, çevrendeki kadınlar sana nasıl destek oldular?Ayşe Tükrükçü: Benden daha çok sevindiler. Bana destek verdiler. Çünkü ben hep demişimdir; “satmak mı suç, satılmak mı suç”  Ben cezaevine girdiğimde; niye cezaevine girdiğimi bilmiyordum. niye cezaevinde 23 gün yattığımı da bilmiyordum. Bunları seneler sonra öğrendim. Et pazarına düştükten bir sene sonra, niye hüküm giymişim, niye cezaevinde yatmışım meğer bunlar hep bir komploya kurban gittiğim içinmiş.Vesika almam için sebeplermiş.Kadınların bu desteğini gördügümde adaylık beni daha da çok heyecanlandırdı.On bir sene önce genelev den çıktığımda benim yanımda sadece Şefkat-der vardı. Ama seçimler sürecinde kadınları etrafımda görmek ne demek  biliyor musun? On bir yıldır benimle beraber Ailemin, çevremde ki herkesin dışlandığını biliyorum. Sebep “bir vesikalıyım” diye. Birden bire 2007 yılında seçimlerde Ayşe Tükrükçü’yü binlerce kadının bağrına bastığını görmek, Ayşe Tükrükçü’nün vesikalığı için mücadele etmelerinin ne demek olduğunu bilmek… bunu ancak “yaşayarak” bilirsin.
Ahali: Seçim çalışmalarından ve kampanyalardan bahsedebilir misin?Ayşe Tükrükçü: Hayatı çalınmış binlerce kadının beni desteklediğini görüyordum. Telefon açıyorlardı, destek oluyorlardı, tebrik ediyorlardı. Ka-der destek verdi. Ka-der başkanı Hülya Gülbahar geldi yanımıza. Mor Çatı dan arkadaşlar geldi, Film Mor dan arkadaşlar geldi. Feministler benimle ilan dağıtmak istediklerini, standlarda benimle beraber yer almak istediklerini söylediler. “Sen vesikalısın ama biz seni destekliyoruz, senin yanındayız”dediler. Seçimler sürecinde Devletin engellemeleri çok oldu. Yüksek Seçim Kurulunun bize  verdikleri evraklarla stand kurmak istediğimiz de bütün partilerin standları vardı. Bağımsızların, partililerin standları vardı. Onlara izin verildi ama benim o standlara açmama ve  bildirileri dağıtmama izin verilmedi. Çünkü ben Türkiye’nin ayıbını  göz önüne koyuyordum. Rüşvetin, milyonlarca doların fuhuş batağında ki rantını göz önüne sermeye çalıştığım için, Devletin ve  kurumlarının engelleri ile çok karşılaştım. Bu yüzden el ilanları dağıttığım zaman polisler, Devlet kurumundan insanlar, yanımdan geçip bana omuz atan kadınlar-erkekler olmadımı, oldu. Elimden ilanları alıp bana hakaret edenler olmadımı, oldu. Nezarete düştüm, sokakta ilan dağıtırken gözaltına alındım. Gözaltına alınmamın sebebi de “izinsiz gösteri yapmak” Türkiye genelinde bütün adaylar için konuşuyorum; adayların hangisi izin alıp gösteri yaptı? hangisi gidip Yüksek Seçim Kurulundan veya adliyeden, savcıdan, emniyetten izin aldı. Biz şurada yürüyeceğiz dediler. Ben hep bunları yapma mecburiyetinde kaldım. Yapmaya kalktığım zamanda bile stand verilmedi. Seçimin son günü bana stand verildi. Bunlara karşılık tepkimi göstererek basın açıklaması yapmaya çalıştım. Polisler bizi apar topar aldılar.

Ahali: Sana tüm bu haksızlıkları hayat kadını olduğun için mi yaptılar?Ayşe Tükrükçü: Kadın olduğum için, eski bir hayat kadını olduğum için. Türkiyede ki genelevlere  gidildiği zaman erkekleri kimin karşıladığını soracak olursanız; oraya devletin memuru konulmuş derim. Bizlerin haklarını savunmayan ama oraya giren erkeklere; “hadi gir öğrenirsin, alışırsın” diyen Devlet kurumunda çalışan insanlar var orada.Benim tepkim bunlara. Ben genelevine düştüğümde bana denilen kelime aynen şuydu; omuzuma da vurularak “haydi, haydi alışırsın” Benim tepkim bunlaradır. Ben kimsenin bedenin satmadım. Milletvekilliğine adaylığımı koyduğum zaman bunların olmasını engellemek istediğim için tepki almaya başladım.
Ahali: Gözlatına alındığınızda şiddet, hakaret  gördünüzmü?Ayşe Tükrükçü: Tabiyki gördüm.Gözaltına alındığımdapolisin bana söyledği şuydu; “geldiğin yeri unutma gideceğin yerde orası” benim geldiğim yer genelevdi. Devlet bana sahip çıkmayacakta kime sahip çıkacak? pollis bana hakaret ettiğinde, ben de ona hakaret ettim. Ben hakaret ettiğimi inkar etmiyorum ama onlar ediyor. Çünkü onlar memur herşeyi söyleme hakları oluyor. Nezarete girdiğimde; “çeneni kapat, konuşma, sürekli bir baskı, lavaboya gitmek istediğimde; 45 dk memurun kapıyı açmasını bekliyorum, memur içerde telefonda muhabbet ediyor. Avukatım geliyor, avukatıma benim burada olmadığım söyleniyor, halbuki ben içerdeyim avukatımı benim yanıma göndermiyorlar.  Bayan memuru istiyorum araçta bayan memur yok. Araba da bayan memur yok ya “korkma biz sana birşey yapmayız” diyorlar ama söyledikler o lafları  gizli kamera olsa da çekseniz.Şu anda bile beni gördükleri yerde bir kaşık suda boğacak vaziyetteler.
Ahali: Milletvekilliği sürecinde medya da sana çok ilgi gösterdi. Medya da bazı programlarda özellikle kadın programlarında konuştun. O ilgiyi şimdi aynı derecede hissediyormusun?Ayşe Tükrükçü: Yok.Medya ve basın seçimlere kadar benim arkamdaydı. Dünya basınıyla röpörtaj yaptım. Afrika basınına bile çıkmışım. Polonya basını on sayfalık bir yer vermişti. Çünkü Türkiye de bir ilk oldum. “Ensest tecavüze uğramış, geneleve satılmış, Devlet gözü önünde satılan üzerlerinden vergi alınan kadınlar” diye. Seçimler den sonra bu ilgi gittikçe azaldı. Kadın programlarının birkaçına konuk edildim. Devlet tarafından bizler için birşey yapılmadığı söylenerek Nimet Çubukçu’ya müracat edildi. Nimet Çubukçu bugün oldu halen dönecek bu konuya. Aileden sorumlu Devlet bakanı kendisi “kadınsın ama boşuna ordasın”derim. Çünkü kadın için birşey yapılmıyor, en başta bedenleri satılanlar için bir yasa çıkartılmalı.
Ahali: Devlet kurumları genelevinde çalışan yada çalışmayan kadınlara yardım anlamında sadece  görüntü. Bunun dışında yardım konusunda hiç destek vermiyorlar dedin. Sığınma evleri bu konuda ne yapıyor?Ayşe Tükrükçü: Sığınma evleri, eski genelev kadınlarını, hayattan beklentisi olup da seviyeli bir yaşam kurmuş kadınları bile almıyorlar. Alıyoruz deseler bile maalesef  o kurumlarda çalışan bir kaç arkadaşımla görüştüğümde kendileri söylüyorlar. Sığınma evlerinin zaten sayıları belli. 32 tane sosyal hizmetlerin, 13 tane sığınma evi var. Mor çatı, Ka-der, Konyada ki Sevgi-der  kadın sığınma evinde kışın 385 kişi kalıyordu. Ümraniye de bir yer açıldı. Aşağı yukarı 30 kişi kalabilecek bir kapasitede ama maalesef sığınma evlerinin süreleri zaten belli. 3 ay bilemedin 6 ay yani, 6 ay sonra bu kadınlar yine sokaklara dönüyorlar.
Ahali: İş bulma konusunda kadınların sıkıntıları neler?Ayşe Tükrükçü:  Genelevinden çıkmış ve iş bulsa bile geçmiş hayatını öğrendiği zaman patronu ya da diğer çalışanlar bu durumdan ötürü kadını ya  sokağa atar, ya da aylığını vermez. Ben bunların hepsini yaşadım. Medya da programlara çıktım yüzümü bile kapadım fakat bir şekilde tanındım. Çalıştığım yerde bu sorun oldu, akşam olunca kapının önündeydim. Başka bir işe girdim. Patron öğrendi “benim orospuyla işim olmaz” dedi. Türkiye’nin kuralları, Devlet’in çıkardığı yasalar… hepsi bunların kadınları harcıyormuş gibi geliyor.
Ahali: Ayşe hiç evlendin mi?Ayşe Tükrükçü: Evlendim, evlenmez olaydım ama.
Ahali: Sen kendi hayatta ki duruşunu bir mücadele biçimine dönüştürdün…Ayşe Tükrükçü: Ben 11 yıldır bu mücadeleyi veriyorum ama bu seçimlerde göz önüne çıktı. Karşınızda ki  bu Ayşe hep vardı.
Ahali: Şimdi ve sonrası için neler yapmak istiyorsun?Ayşe Tükrükçü: 61 yılında çıkartılan bizlere hitap etmeyen bir yasa var. 419. madde diyor ki; zoraki çalışmaları olmayacak, sağlık kurumları olacak, genelev kadınları sağlıklı koşullarda çalışacak. Ben sağlıklı bir ortamda çalışmadım. Benim istediğim şudur; bu kadınlar için yeni bir yasa çıkmalı, emeklilik hakları verilmeli. Devlet aslında onlara devleti versede azdır. Onlara yeni bir hayat şansı verilmesi için devletin çok şey yapması lazım. Ben genelevin den çıkalı on bir sene bitiyor. Ama maalesef ben hala vesikalı genelev kadınıyım. Vesikaların tamamı ile iptalleri gerekiyor.
Ahali: Genelevinde olan  kadınları temsil eden bir duruşun var. Çok farklı sıkıntılar var değil mi? Sonuçta o mağduriyet, o baskı çok fazla. Ayşe Tükrükçü: Haddinden fazla bunu biliyorum.  Ahali: Verdiğin bu mücadeleden etkilenen ve genelevinden çıkan arkadaşların var mı?Ayşe Tükrükçü:  Çıkan arkadaşlar var. Diyarbakır’da bir arkadaşım var, şu an ailesinin yanında ama hayati tehlikesi var. Karaköy’den çıkan arkadaş var.”Namuslu bir hayat yaşamak istiyorum, devletin aldığı namusu ben geri istiyorum” diyor. Bundan üç sene önceye kadar nüfus dairelerinde özel rakamlarla bizim vesikalı olduğumuzu ispat eden bir yazı vardı. Artık bu yok  ama bunun emniyette de kalkmasını istiyoruz. Sicilin tamamı ile silinmesini istiyoruz. Bu insanlara yeni haklar verilsin, yeni yaşamlar düzenlensin. Zaten dışlanıyorsun, eziliyorsun, o köleleşmiş hayat zaten senin üstünde yük ve bu yükü taşıyorsun.
Ahali: Sokakta senin genelevinde çalışmış bir kadın olduğunu bilen, seni hiç tanımayan kadınlar sana nasıl yaklaştılar? Ayşe Tükrükçü:  Hiç olumsuz bir olayla karşılaşmadım. Seçimler döneminde bir gün ellerimiz zincirli bir eylem  yapmıştık cenneti de (plastik bebek) kucağımda tutuyorum, teyzenin biri eylemde bağırdı; “vicdansız anne” dedi bana, yani cennetin  plastik bebek olduğunu bilmeden. O teyzeyle ben görüştüm. Teyze beni televizyonlarda görmüş, öğrenmiş genelev kadını olduğumu izlerken de demiş ki “çocuğu niye alet ediyor bu işlere” Konuştuktan sonra bana dedi ki; “aferin sana ama ben o bebeği senin kucağında canlı görmek isterdim” Bu beni etkileyen olaylardan sadece biri.
Ahali: Genelevin den çıkmış kadınların vesikalarının kaldırılması sonrası için bir çözüm getirecek mi?Ayşe Tükrükçü: Evet. Çünkü bu vesikalar kalktıkça ve yeni girişler olmadığı sürece, bütün Türkiye de girişler kapanacak bunu biliyorum. Girişler kapandığı zaman, orada kalmak istemeyen kadınlar çıkar ve on sene içinde genelev kelimesi biter. Ben genelevinde iki buçuk sene çalıştım. 212 gün sigortam var ama benim üzerimden vergiler alındı, paralar kesildi. Benim bir sağlık karnem bile yok. Türkiye genelinde 68 tane bir vesika altında çalışan, 3715 tane genelev kadını  var. Bu dört sene önceki rakamlar. Hayatı çalınmış kadınlarsa yüz binin üzerinde. Bu kadınları hayata kazandırmak yerine daha beter batağa sürekleyen Devlete isyanım benim. Seçimlerden önce maaş alıyordum. Milletvekili adayı olduktan sonra, Devlete lafları saydıktan sonra maaşım da kesildi benim.
Ahali: Devletten ne kadar süre, maaş aldın?Ayşe Tükrükçü: 2002′nin Mart ayından, 2007′nin Haziran ayına kadar her ay maaş alıyordum. İlk aldığım maaş 150 YTL. Seçimlerde 400 YTL. Alıyordum. Şu anda 450 YTL. olması lazımdı. Asgari ücret gibi. Bu parayla çok şey yapıyordum; kiramı ödüyordum, ihtiyaçlarımı karşılıyordum. Şimdi bu maaş da kesildi.
Ahali: Geçimini nasıl sağlıyorsun?Ayşe Tükrükçü: Şefkat-der den geliyor. Temizlik işlerine gidiyorum, bulaşıkçılık yapıyorum. 25-30 da olsa günlük ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum. Benim için en önemlisi tek benim için değil genelevinden çıkan bütün kadınlar için bedenini satmak dışında yapabilecekleri iş imkanlarının oluşabilmesi. Bu gerçekten önemli bir sorun çünkü. Ahali: Seçimler döneminde yaptığın basın açıklamasında polise hakaret ettiğin için açılan davanın 6 Mart ta duruşması var. Değil mi?Ayşe Tükrükçü: 6 Mart ta duruşmam olacak. Polis bana hakaret etmişti, bende ona hakaret etmiştim. Bunun dışında polisin ara sokaklar da uyguladığı şiddeti görüyoruz, biliyoruz. Mobese kameraları olsa da onların çekmediği yerde şiddet uyguluyorlar. Kadın-erkek hiç fark etmiyor. Ama korktukları için kimse dava açmaya yanaşmıyor. Çünkü bu insanlar sokaktalar çiçek satan, mısır satan, kestane satan, mendil satan insanlar. Sokaktan ekmek parası kazandıkları için korkuyorlar .Ama ben şikayetçi oldum. Çünkü bana bir erkeğin orospu demesini kaldıramıyorum. Bir kadın polis olsa demezdi, karakolda yapılan o işkencelere tahammül gösteremezdi. O zaman raporlar tutulurdu. Çünkü o da bir kadın. Ama erkekler bunu yapıyor. Bir tek Esmeray diyor,o da canım benim,yine de o kelimeyi söyletmek için bir saat dil dökerim. Esmeray’ın demesi hoşuma gidiyor, gülüyorum.
Ahali: Esmeray’ın oyununu izledin mi?Ayşe Tükrükçü: Bilgi Üniversitesinde izlemiştim. Oyun da beni en çok etkileyen midye tezgahının başında ayakta durduğunda; “işte bende bununla  ekmeğimi kazanıyorum” dediğinde şimdi ki gibi ağladım.”250 kuruşluk midye ile kiramı ödüyorum, ekmeğimi alıyorum, bundan geçiniyorum” demesi benim için en büyük mücadeledir. Ben midyeyi hiç sevmezdim ama Esmeray’ın sayesinde alıyordum, yemiyordum. Ama artık onunla konuşurken yiyorum.
Ahali: Sende Esmeray gibi böyle bir yöntemle kendini anlatmak istiyor musun?Ayşe Tükrükçü: Oyun değil ama bende kitap yazıyorum. Nisan Ya da  Mayıs ayı gibi çıkacak. Kitaptan sağlanan gelirin hepsini kadın sığınma evine bağışladım. Köyden gelenler, Türkçe’yi bilmeyen konuşamayanlar var. Hayatta hiç evden dışarı çıkmayan kadınlarımız var. Onlar faydalansın, zorluk çekmesinler. Kitabın adı; “kahpede kaldık”. Delta yayıncılıktan çıkacak. Kitabın yazarı Alper Uluş da yüzde 12 lik bir hakkı olanı almayacak. Ne  o alacak, ne ben. Bütün geliri kadınlarımıza harcanacak. Kitap ta genelevinde bir kadının neler çektiği anlatılıyor.
Ahali:  Diline sağlık, teşekkür ederiz.
Ahali gazetesinin 3. sayısından alınmıştır.

Kadınlar Sokakta © 2013 Yazı Ekle
WP-Backgrounds Lite by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann 1010 Wien