26A Mor Atölye’de Psikolojik Şiddet ve Özsavunma Atölyesi’nde Buluşuyoruz

Psikolojik şiddet nedir? Kadına yönelik şiddet söz konusu olduğunda en tartışmalı konulardan biri olan “psikojik şiddet” başlığını inceliyoruz.

Gündelik hayatımızda, yakın çevremizde tanıklık ettiğimiz fakat çoğu zaman anlamlandırılamayan psikojik şiddeti nasıl tanımlayabiliriz? Psikolojik şiddete maruz bırakılan kadınlar ne yaşar, nasıl hisseder, nasıl tepki verirler? Psikolojik şiddete karşı özsavunma nasıl mümkün?

Deneyimlerimizi paylaşarak ve gündelik ilişkilerimizdeki örnekleri kurcalayarak psikolojik şiddete karşı farkındalığımızı arttırmak ve psikolojik özsavunma yöntemlerimizi keşfetmek için buluşuyoruz.

Tüm Kadınları 8 Mart’a Çağrıyoruz: KaraMor Bir İsyan Bizimkisi!

Siz hiç bir kelimeyi boğazınız acıyıncaya, sesiniz kısılıncaya, nefesiniz kesilinceye kadar haykırdınız mı?

Hiç bir bez parçasının altında koştunuz mu ya da o bez parçasının bir ucundan sımsıkı tutup uzunca yollardan ya da kestirmelerden yürüdünüz mü?

Hiç tanımadığınıza, bir selamlık tanıdığınıza ya da yıllardır aynı düşüncenin aynı yaşamın yolunda yoldaş kaldığınıza el uzatmanın tadından geçtiniz mi?

Hiç düşlediniz mi benden başkaları da var mı, benim gibi düşünüp düşleyen diye?

Gümbür gümbür attı mı hiç yüreğiniz, duyuldu mu çok çok uzaklardan? Peki siz de duydunuz mu, başka yüreklerde çarpan heyecanı hissettiniz mi bitmeyecekmişcesine?

Hayal ettiniz mi hiç, bir ben daha olsa neler yapardım diye?

Korkmadığınız oldu mu kaybetmekten, vazgeçemediklerinizden vazgeçtiniz mi, her oyunu kazanmaktan bıktınız mı, beraberliğin çok güzel olduğunu hiç anlayabildiniz mi?

Karşılıksız, almadan bir şeyler vermenin, vermeden almanın imkansız olmadığını gördünüz mü hiç?

Sordun mu hiç uzakta, önünde, arkanda, belki yanıbaşında var mı senin gibisi?

Hoşgeldin, gir içeri…

Merhaba kızkardeşim, hoşgeldin!

Aynı dertten dertlendik, yorulduk. Demek ki aynı acı acıttı üzdü bizi, kızdırdı, korkuttu. Aynı sevinç coşturdu, aynı öfke büyüdü içimizde, aynı mücadele buluşturdu bizi. Ben buldum seni, sen buldun beni; kızkardeşim hoşgeldin!

Biz, biz olunca yorulmak bilmeyeceğiz; aşacağız tüm dertleri. Acımayacak artık ne bedenimiz ne de ruhumuz. Korkmayacağız gölgelerinden ve asla kaçmayacağız. Üzülmeyeceğiz, üzüntümüz öfkemizin tohumları olacak; onları ekeceğiz her yere ve biz yeniden birlikte yeşereceğiz. Sevinçlerimiz çoğalacak, her yerden duyulacak seslerimiz: Asla ama asla vazgeçmeyeceğiz! Biz buluştuk ya, mücadelemiz işte böyle böyle büyüyecek. Yenilmeyeceğiz, biz kazanacağız kızkardeşim!

Onlar bizim karşımızda, hep karşımızda olacaklar ve yasaklayacaklar ve saldıracaklar tüm güçleriyle. Biz de tam karşılarında olacağız ve dimdik duracağız, “Her yerde varız ve her yerde var olacağız!” demek için dimdik duracağız.

Kara mor bir isyan bizimkisi! Öylesine bir isyan ki bir güne sığmaz, öylesine bir isyan ki bir günü beklemez. Öylesine bir an ki şimdi şu an devrim olur. Biz her gün devrim olacağız, tüm iktidarları ve onların egemenliklerini kadınlarla yıkacağız!

Anarşist Kadınlar

26A Kadıköy Mor Atölye’de 24 Kasım’da Özsavunma Atölyesi’ndeyiz

“Erkek şiddetine karşı tekmeler hızlı yumruklar güçlü!”

Gece-gündüz sokakta, iş yerinde, evde, okulda otobüste maruz kaldığımız erkek şiddetine, tacize, tecavüze karşı tekmeler hızlı, yumruklar güçlü! Yaşamdan yana bütün kadınlar öz savunmaya…

*Atölyeye günlük kıyafetlerinizle katılabilirsiniz.

*Etkinlik 20 kişiliktir ve ücretsizdir. Kayıt için iletişim: 05379999736

*Natrans erkeklere kapalıdır.

https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=1782918535151340&id=131122336997643

Şiddete Çare Mücadelemiz Biz Birbirimizin Çaresiyiz KADIN!

25 Kasım’da saat 17.00’de Taksim Tünel’deyiz!

Şiddete Çare Mücadelemiz
Biz Birbirimizin Çaresiyiz KADIN!

Ataerki her yerde. Ataerkiyi var eden iktidar her yerde. İktidarının sarsılmazlığını şiddetle sağlayan erkek her yerde. Erkek şiddetinin farklı halleri her yerde. Gel o zaman KADIN, katıl mücadelemize!

Bir çöp kutusundan, dere kenarından, merdiven altından görünen el, ayak KADIN. Hunharca işlenen cinayetlerin maktulu olan, tanığı olan bazen kıl payı kurtulunca sanığı olan ama her defasında mağduru olup ölen de KADIN mahkum olup tutsak düşen de. Tecavüzcüsüyle evlendirilen, 12 yaşında bebeğini emziren, önce babasının sonra kocasının alıp sattığı, alıp satıldıkça yıpratılan, yıpratıldıkça kaybolan ruh da KADIN. Hastane koridorlarında, karakollarda, komşu kapılarında ağlayan gözler KADIN. Sevgiye inanan, inanıp da her şeyi göze alan, yaşama sarılan, sarıldıkça aldatılan, çaresizce katlanmak zorunda kalan, aldığı her darbeyle kırılan kalp KADIN.

Otobüsün sıkışıklığında bunalan, gecenin karanlığında korkan, üzerine dikilen iki çift gözle tedirginleşen, istemediği kollarda çırpınan vücut da KADIN. Yemek pişiren, çamaşır yıkayan, çocuk doğuran, hasta bakan, üstüne başka bir işte çalışıp eve katkı diye sömürülen, yine de beğenilmeyen, ne yapsa eleştirilen, aptallıkla yaftalanan akıl da KADIN. İş yerinde beceriksiz, toplumda her daim yetersiz, her konuda aciz görülen de KADIN.

Seçmediği rollere sıkıştırılan, kalıplarla etiketlenen, kadın olduğu için nefret edilen de, katledilen de KADIN. Her daim belirlenen kadınlık, erkeklik vb. toplumsal rollere hapsedilmeye çalışılan yine KADIN…

Bizim neyimiz kaldı geriye KADIN, mücadele vermekten başka? Bize dayatılanlara “yeter artık” demekten başka? Bizim kimimiz var ki birbirimizden başka? Ne çaremiz var birbirimize ve kendimize güvenmekten başka? Hayatımızı çileye çevirenlere beraber direnmekten başka çare var mı KADINIM diyene? Şiddete çare mücadelemiz, biz birbirimize çareyiz KADIN.

25 Kasım’da Şiddete Karşı Çare KADIN!

Flormar Ürünlerini Boykot Ediyoruz, Direnişi Büyütüyoruz!

Kozmetik firması Flormar, Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki fabrikada çalışan çoğu kadın 115 işçiyi Petrol-İş Sendikası’nda örgütlenmeye başladıktan sonra işten attı.

Ardından atılan işçiler fabrika önünde direnişe geçti. Çoğu kadın olan işçilerle dayanışma eylemleri ve destek ziyaretleri de her geçen gün artarak sürüyor.

“Biz o fabrikaya gireceğiz, çalışacağız, emeğimizin karşılığını alacağız. Bu anlayış insanları sömürmeye devam ettiği zaman da kavgamız büyüyecek, mücadelemiz sürecek ve türkiyenin her tarafına yayılacak” diyen Flormar işçileri için dayanışmayı daha da büyütüyoruz, şirket geri adım atana işçiler kazanana dek Flormar ürünlerini almıyoruz. Flomar’ı boykot ediyoruz.
Direnişe Destek Flormar’a Köstek!
Hiç Bir Fondoten Kadın Düşmanlığını Kapatamaz!
Direniş Güzelleştirir!

SOKAKTA YEMEK


Yemek yapmak kadından beklenen bir iştir…

Oysa yemek ustaları çoğunlukla erkeklerdir. Önemli olanın zaten iyi yemek yapmak olmadığını çok iyi biliyoruz. Mesele yemegi kimin için, neden pişirdiğindir. Evindeki kadın yemeği kocası için pişirmektedir. Çünkü, kocası ekmek parasını kazanmak için dışarıda bir işte çalışmakta, karşılığında karısından yemek istemektedir. Hatta işinden evine gelen koca yemek bulamassa ortalığı kırar, geçirir. Yani bu anlamda yemek kadının mecburi görevi ve ücretlendirilmeyen emeğine dönüşür. Böylelikle yemek kadın için aynı zamanda bir zorunluluk ve  baskı aracı olur.

Oysa insanları biraraya getiren ve muhabbetle eğlendiren bir kültürdür yemek ve  bizler yemeğin insanlar arası bir  paylaşma olduğunu düşünüyoruz.

Anarşist kadınlar olarak ortak pişirdiğimiz yemeğimizi paylaşmak isteyen herkesi sokaklara davet ediyoruz.

TARİH: 19 Şubat 2011 C.tesi

SAAT: 13:00-15:00

YER: KADIKÖY İSKELE MEYDANI

SOKAK PERFORMANSLARI


Kadınlar öldürülüyor…

Gazete sayfalarında ki haberlere baktığımızda yedisinden yetmişine, cahilinden eğitimlisine, “kadın” olanlar babaları, abileri, kocaları, sevgilileri ya da hiç tanımadıkları “erkekler” tarafından feci şekillerde öldürülüyorlar. Toplum ise bu haberleri yadırgamıyor, önemsemiyor hatta bu haberlere alışıyor. Öyle ki toplumda egemen olan bu anlayış erkek tarafından şiddete uğramış ve belkide ölmekten son anda kurtulmuş kadınları kocasına, babasına, erkeğine bir bir teslim ederek tekrar mezara koymaktadır. Namusun, geleneğin ve erkeğin kurbanı olan bu kadınlar çok uzakta değiller; gazete sayfalarından bizlere seslenecek, gözlerimizin içine bakacak, erkek dünyanızda ki bu yolcukta yanınızda olacaklar.

Anarşist kadınlar olarak toplu ulaşım araçlarında kadın cinayetlerini konu alarak, İstanbul’un  farklı semtlerinde performanslar gerçekleştireceğiz.

TARİH: 12-13 ŞUBAT 2011 C.tesi-Pazar

SAAT: 13:30-16:00