Anarşist Kadınlar 5 Mart’ta Kadıköy’e Çağırıyor!

“Şimdi suskun olan yığınlar
Okyanus gibi gürlediğinde;
Yığınlar ölmeye hazır olduğunda
Komün tekrar ayaklanacak.
Sayılamayacak bir kalabalık olarak geleceğiz
Bütün yollardan geleceğiz
Ve karanlıklardan sıyrılan intikamcı hayaletler gibi gelirken
Yumruklarımızı sıkacağız
Bayrağı ölüm taşıyacak
Al kanlara boyanmış kara bayrağı
Ve alev alev göğün altında
Özgürleşen toprak
Mor çiçekler açacak…”

Paris Komünü’nden yoldaş, Louise Michel


NE MUTFAĞA NE FABRİKAYA !  BÜTÜN KADINLAR SOKAĞA !

Biz kadınlar, bu topraklarda yıllardır devletler ve onların yasaları ile sömürülüyoruz, iktidarların bizlere verdiği “eşitlik” adı altında “erk”ek kültürünün dayatmasına maruz kalıyoruz, toplumun dayatmacı gelenek ve görenekleriyle, devletin zorunlu kıldığı evlilik kurumuyla ve militarist değer yargılarıyla yok sayılıyoruz.
Biz kadınlar, bu topraklarda yıllardır tacize,tecavüze uğruyor; töre adı altında öldürülüyoruz.

Hayallerimiz, bedenlerimiz, düşüncelerimiz ellerimizden alınmak isteniyor. Devletlerin yasalarına, ikitidarların bize sunduğu eşitlik ve hak aldatmacasına, yok sayılmaya ve öldürülmeye tahammülümüz kalmadı.

Artık yeter!

Bizler özgür yaşamlarımızı istiyoruz!

Bunun için, hayatlarımızın her anında mücadele ediyor, direniyor,
Yüreklerimizdeki isyanı sokaklara taşıyoruz.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kara mor bayraklarımızla tüm kadınları isyan çığlığını yükseltmeye çağırıyoruz.

Tarih: 05 Mart 2011 Cumartesi
Yer:
Kadıköy-Tepe Nautilus
Toplanma saati:
13:00

Karadenizin İsyankar Kadınları 5 Mart’ta Kadıköy’e Çağırıyor!


Karadenizin İsyankar Kadınları
Dünya Kadınlar Gününde

Zordur kadın olmak, sıralanmış dağların arasından geçen zor patikalar gibidir yaşamlarımız.
Karadeniz gibidir Karadeniz kadını; coşkundur, hırçındır, inatçıdır.
Deresinden ağıt yakar, türkü söyler; toprağından çayını alır, belini büker; vadisinden yeşile bakar, gönül işler.  Karadeniz’in iklimi işlemiştir bedenlerimize,
fırtınalar kopar yüreklerimizde,
İnattır hep kazanan.

Karadeniz’in kadınları doğayla bir bütündür. Doğamız elimizden alındığında, yüreğimize bir hançer gibi saplanır acısı. Ancak üzgün olmaktansa, öfkeli olmayı yeğleriz…
Azimdir hep kazanan.

Hayatlarımız isyankâr, Hayallerimiz büyüktür.

Toprağımıza, suyumuza, kültürümüze, dilimize, kadınlığımıza kısacası yaşamlarımıza sahip çıkmak için, vadilerde, köylerde, bahçelerde, şehirlerde isyan ediyor ve direniyoruz.

Ve biliyoruz ki, doğamızı ve yaşamımızı sömüren ile, kadınları sömüren aynı sistemindir. Kapitalizm; iktidarı, şirketleri ve işbirlikçileri ile yaşamımızı, yarattığı erkek egemen zihniyetle de bizleri yok etmeye çalışıyor.

Artık Yeter.

Bizler vadilerimizdeki Hidro Elektirik Santral
projelerine karşı şirket önünde oturma eylemi yapan Loç’un kadınları, Senoz’da şantiye taşlayan gürgenli nineler, “vadimize gelmesuinlar yoksa vururus onlari” diyen Hemşin’li  kadınlar, Termik Santrallere karşı vadi vadi dolaşan Amasralı Meral ablalar, Nükleer Santralleri şehrimize sokmamaya kararlı Sinop’un kadınları olarak
Ellerimizde oraklarımız, bastonlarımız ve taşlarımızla yaşam alanlarımızı savunmak için vadilerde, köylerde gösterdiğimiz direnişi örmek için bir kez daha alanlara çıkıyoruz.
5 Mart günü Kadıköy’de yapılacak olan Dünya Kadınlar Günü mitinginde ‘Karadeniz’in isyankar kadınları’ olarak bir araya geliyor, direnişimizi ve isyanımızı sokaklara taşıyoruz.

Tarih: 05 Mart 2011/ Cumartesi saat: 13.00
Toplanma Yeri: TEPE NAUTİLUS/KADIKÖY

PAYLAŞMAK güzeldir, hele SOKAKTA olunca

Yemek yapmak kadının mecburi görevi ve ücretlendirilmeyen emeğine dönüşür, bu nedenle de kadın için aynı zamanda bir zorunluluk ve baskı aracı haline gelir. Oysa insanları biraraya getiren ve muhabbetle eğlendiren bir kültürdür yemek ve bizler de yemeğin insanlar arası bir paylaşma olduğunu düşündüğümüz için, bügün saat 13:00 de Anarşist Kadınlar olarak Kadıköy İskele Meydanı’nda yemek dağıttık, horona durduk, halay çektik, şarkılar söyledik.

“Kadınlar Sokakta” yazılı pankartımız ve “Paylaşmak Güzeldir”, ” Ne mutfağa ne fabrikaya bütün kadınlar sokağa”, “Batsın ‘Erk’ek Dünyası” yazılı dövizlerimizle tüm kadınları sokaklara çağırdık.

Karadeniz’inden, Mezopotomya’sına kadınlarda yaptıkları kek ve böreklerle aramızdalardı. Çevreden gelen insanların da katılımıyla seslerimiz daha da yükseldi. Yemeklerin bitmesine yakın bir davul sesiyle halayımız başladı. Sonra tulumla birlikte söyledik türkülerimizi, horonla beraber coşkumuz arttı. En son olarak da 5 Mart’ta yine sokakta olacağımızın çağrısını yaparak eylemimizi sonlardık.

Bugün şarkılarımızda da haykırdığımız gibi;
Bundan böyle biline; özgürlük sokaktadır, kadınlar isyandadır.

Basında yer alan haberler:

http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/128042-erkek-egemen-kulturun-baskilarina-karsi-kadinlar-sokakta

http://www.etha.com.tr/Haber/2011/02/19/kadin/kadinlara-dayanisma-yemegi/

http://www.diclehaber.com/1/4/6/viewNews/243754

http://www.dha.com.tr/haberdetay.asp?tarih=21.02.2011&Newsid=143296&Categoryid=2

Anarşist Kadınlar’ın Eylemine Müdahale

Bugün saat 15:00 sularında ‘kadın cinayetlerini’ konu alan eylemimizin ikinci gününde yine metro istasyonunda buluşup, eylemimiz için hazırlandık. Eylemlerimiz birçok değişik istikamete giden metro içinde gerçekleşti. Son performansımızı yapıp, başka bir semtte devam etmek üzere ayrılacakken, güvenlik görevlileri tarafından etrafımız çevrildi. Her ne kadar dağılmak üzere olduğumuzu belirtsek de güvenlik görevlileri polise haber verdiklerini söyleyerek bizleri kolumuzdan tutup sorgulamak için götürmek istediler. Gerekçe olarak da çevredekileri rahatsız ettiğimizi iddia edince biz yine de sakinliğimizi koruyarak bu eylemi neden yaptığımızı açıklamayı sürdürdük. Güvenliklerden biri, bir arkadaşımıza müdahale etmeye çalışınca tepkilerimiz sertleşmeye başladı. Ve birden etrafımızda biten üniformalı-sivil polisler tarafından ablukaya alındık. Kimliklerimiz alınıp, üzerlerimiz didik didik arandı.

1 buçuk-2 saate yakın, erkekliğine karşı yapılan eleştirileri hazmedemeyenlerin (erkeklerin-polislerin) abluka çemberinde kaldık. Bizi neyle suçlayacaklarını bilemediler. Bu konuyla alakalı oynamak üzere derlediğimiz ve gazete sayfalarına yapıştırıp, okuduğumuz haberleri bile anlamayıp, o gün çıkan gazetelerde böyle haberlerin bulunmadığını söyleyecek kadar yaptığımız eylemden bihaberdiler. Buna rağmen amirlerinin telsizden sürekli gelen talimatlarıyla bize yönelik saldırgan tutumlarını sürdürdüler.

Her gün medyada yer alan-almayan kadına yönelik şiddetin adeta fizik kanunu gibi her yerde geçerliliğini koruyor olmasına ve bu dayatmanın yaşantılarımızda görmezden gelinmesine karşı yapılan eylemsel tepkimize yönelik bu tahammülsüzlüğün tesadüf olmadığı çok açıktır.

Bugün bir kez daha, “Erk’il” zihniyetin “kadın”dan söz edildiğinde nasıl da tahammül edemediğini, nasıl da şiddetini meşrulaştırdığını gördük.

Erkek egemenliğinin ezici gücü altında sinikleşen-donuklaşan ‘Kadın’ın sesi çıkmaya başladığında nasıl da itelendiğini-susturulmak istendiğini gördük.

Bugün bize karşı yapılan bu saldırı, erkek dünyasının içinde yitip giden ‘Kadınlığa’ karşı yapılan bir saldırıdır.
Bizler ki bu yüzden sokaklardayız ve bu yüzden susmayacağız.

Her ne kadar engellensek de durmadan hayal edip durmadan bağıracağız…

BİZ ANARŞİST KADINLAR, SOKAKLARDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ.


Okumaya devam et “Anarşist Kadınlar’ın Eylemine Müdahale”

Bir kadının mücadelesi;Ayşe Tükrükçü

Ahali: Bağımsız Milletvekili adayı olmaya nasıl karar verdin?

Ayşe Tükrükçü: Onbir sene oldu genelevinden çıkalı. Hiç bir yasa değişmemiş, hala insan yerine konmamışız, ev tutarken, iş’e girdiğimizde zorluk çıkıyor.Üzerimize yapışan vesikaların hep göz önünde bulunması bizimle beraber yaşaması, beni hep rahatsız ediyordu. Milletvekili adayı olmayı kendim için kabul etmedim. Halen çalışan yada çalışmayan tüm genelev kadınları için kabül ettim. Benim gibi yüzlerce, binlerce annenin, kızların ciğerlerinde bu acının olduğunu biliyordum. Onların sözcüsü olmak için, Türkiye’de bir ilkin yaşanması için, vesikaların iptal edilmesi için. Bunları Türk halkına göstermek için kabül ettim. Okumaya devam et “Bir kadının mücadelesi;Ayşe Tükrükçü”

Hapishanede kadın olmak

A:Hapiste kadın olmak seni nasıl etkiledi? Neler yaşadın? Kadınlar arası dayanışma nasıldı?
Günnaz: Gözaltına alındığımda 1997’nin başıydı. O dönem gözaltı kayıplarının yoğun olduğu dönemdi. Aslında hapiste kadın olmaya gelmeden önce şubede kadın olmak var. Çünkü gözaltına alındığınız andan itibaren bir silah gibi çıkıyor karşınıza kadın olmak. Ben sokaktan kaçırılmıştım. Daha taksiye biner binmez cinsel taciz başlamıştı. Girer girmez erkek ya da kadın fark etmiyor çırılçıplak soyuyorlar. Ve işkence süresince erkek de, kadın da cinsel tacize maruz kalıyor. Ama kadınlara ekstra bir de tecavüz tehdidi var. Örneğin, işkence seanslarına katılanlardan biri sürekli ters ilişki ile tehdit ederdi. En son bir akşam geldi. İşkence bitmiş, işkenceciler yok ortada. Adam geldi, sabaha karşı dört beş gibi aldı beni götürdü, çırılçıplak soydu. “Tamam” dedim “Tehdidini yapacak herhalde bu”. Yapmadı ama sürekli tehdit etti. Yani kadın kimliğini sonuna kadar kullanıyorlar size. Okumaya devam et “Hapishanede kadın olmak”