Hediye Değil Yaşam Hakkı İstiyoruz


Sevgililer gününü protesto etmek için, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Taksim tramvay durağı önünde bir basın açıklaması yaptı.
SKM adına Sevilay Ateşci’nin okuduğu basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
” Kadınlar erkekler tarafından yaşam hakkı tanınmayarak sevgi adına öldürülmeye devam ediyor. Biz kadınlar bugün bu alandan erkeklere sesleniyoruz sizin sevginiz bizi öldürüyor… Okumaya devam et “Hediye Değil Yaşam Hakkı İstiyoruz”

Kadınlar susmayacaklar!



13 Şubat sabahı, KCK operasyonu adıyla 16 ilde baskınlar düzenlenerek 140’a yakın kişi gözaltına alındı. Ağırlıklı olarak KESK’li ve BDP’li kadınlara yönelik yapılan bu operasyonlar, kadın mücadelesine ve örgütlenmesine dönük olduğunu gösteriyor. Kadın özgürlük mücadelesi veren bizler; bu adaletsizliğe karşı sokaklara çıkıyoruz ve sesini duyurmak isteyen herkesi sokaklara çağırıyoruz.

Tarih: 15 şubat
Saat: 19:00
Yer: Taksim Tramvay Durağı

Bir Tahakküm Biçimi Olarak Kadın Sünneti

Cinsellik üzerine konuşmanın tabu olduğu toplumlarda kadının cinselliği yaşayamaması, sadece kocasının zevk alması için cinsel ilişkiye girmesi, cinselliğin evlendikten sonra sadece erkeğin istediği gibi gerçekleşebilmesi, kadının doğurganlığının otoriteler tarafından denetlenmesi, dini inançlardan ötürü kadın için cinselliğin ayıp ya da yasak olması gibi bir çok paralele bağlı olarak, kadınların cinselliğinin ve bedeninin erkek egemen kültür içerisinde kontrol altında tutulması, toplumu düzenleyen kuralların başında gelmesi neticesinde gerçekleştirilen en acımasız müdahalelerden biri olan kadın sünnetinden bahsetmek bizim için “farz” olmuştur.

Kadın sünneti, en genel olarak, klitoris ve iç dudaklar uyuşturulmadan bıçak, tıraş bıçağı, keskin cam parçaları ve keskin teneke kenarları ile kesilmesi, ardından kemik çiviler, iğne, hayvan kılları ve deriden elde edilen iplik ile dikilmesi olarak uygulanıyor. Birçok dini metinlerde de rastlanılan ve ismini de “yapılması iyi olan şey” anlamında kullanılan sünnetten alan bu uygulama, tarih boyunca başta cinsel hastalıklar olmak üzere çeşitli cinsel hastalıkların önlenmesi amacıyla yapılmış.
Kadın sünnetinin yaygın olduğu toplumlarda, kadınlar da birbirlerine sünnet olmaları gerektiği üzerine baskı kurmakta, birbirlerine şart koşmaktadır çünkü o organın kesilmesi ile eve bağlılık arasında bir ters orantı kurmuşlardır zira sünnet olmamış kadının erkeğine ve evine bağlı olamayacağını düşünürler. Ayrıca sünnet olmayan kadının elinden diğer bir kadının yemek yemeyeceği gerçeği bu durumun kadınlar arasında daha da içselleştirilmiş olduğunu gösteriyor.
Bu uygulamanın hem dini bir zorunluluk hem de toplumların bir kültür yansıması olarak hala uygulanıyor olması, konuya özellikle erkeklerin değil kadınların müdahil olması, kadın sünnetinin erkek sünneti kadar normal görülmesi bazı ülkelerde yasal olarak yasaklansa da toplumların kadın sünneti geleneğinden kolay kolay vazgeçecekleri pek mümkün gözükmüyor. Okumaya devam et “Bir Tahakküm Biçimi Olarak Kadın Sünneti”

Kapitalizmin Güzelliği:Saç Ticareti

Kapitalizm, hiçbir şeyde sınır tanımayıp, bütün aç gözlülüğü ile dünyayı yok etmeye ve insanlığı biraz daha gerçekten uzaklaştırmaya çalışıyor. Hayatımızın her köşesine sinsice girmiş olan, kendini yine yeniden üreten kapitalizm insanın en temiz duygularını bile çalıp onu kirletiyor. Kapitalizmin ürettiği ve insanlık tarafından kabul edilmiş olan güzellik kavramı kadını hem üreten hem de tüketen konumunda başrolde oynamaya mecbur kılıyor.

Beden üzerinde uygulanan tüm tahakkümün insan doğasını zorlayan sınırlarını göz ardı ederek dışarıya sunmaya güzellik deniyor artık. Güzelliğin satın alınıyor olması daha kolay kılıyor karşısındakini etkilemeyi. Günümüzün güzel olma çabası içerisinde olan kadın, buna ulaşılması için katedilen yolların, katledilen canlıların, göz ardı edilen duyguların ve insanlığın, harcanan paranın, tükenen hayatların en önemli sorumlularındandır. Okumaya devam et “Kapitalizmin Güzelliği:Saç Ticareti”

Hepimiz Teferruatız

Anarşist Kadınlar olarak Teferruatlar pankartının arkasında sel olup akan kalabalığın içerisinde bir Hrant anması daha yaşadık. Biz kadınlar da her an ölüme yakın, devletin ve erkek elinin tetiğinin bir adım ötesinde yaşayanlarız yani birer teferruatız. Yıllardır takipçisi olduğumuz utanç davalarından biri olan ve devletin varlığının adaletsizliğin kaynağı olduğu fikrimizin de somut ispatı olan bu cinayet üzerinden tam 5 yıl geçti. Adaletsizliklerle ve cinayetlerle dolu dolu tam 5 yıl. Ne Hrant için adalet yerini buldu, Ne de erkek egemenliğin katlettiği milyonlarca kadın için. Kadın cinayetlerinin kaynağı da olan devlet ve kapitalist sistem yıkılmadıkça biz kadınlar için özgürleşmek mümkün olmayacak biliyoruz ve devletten, adalet sisteminden medet ummayacağımızı, iyileştirme politikalarında erimeyeceğimizi, sokaklarda sel olup akan kalabalıkların isyan çığlıklarında özgürleşeceğimizi bir kez daha yineliyoruz.

‘Kapitalizm Krizinde Kadın’ olmayı tartışıyoruz.

İnsanlığın, varoluşuna ve tüm yaşam kültürüne saldıran, sıçradığı her alanı piyasalaştıran kapitalizm, insanlık tarihi boyunca var olan kadın sömürüsünü önceki egemen sistemlerden devralıp dönüştürerek toplumsal bir boyuta taşımıştır. Cinsiyetçi toplumlar yaratmış, devletin tüm aygıtlarını erkek egemenliğini yeniden üretmek üzere şekillendirmiştir. Erkek; evde reis, iş yerinde patron, yaşamsal alanda koşulsuz iktidar olmuştur. Kadın; kapitalist toplumda emek sömürüsüyle beraber aynı zamanda beden sömürüsüne maruz bırakılmış ve kapitalizmin vahşi pazarında birer reklam unsuru ve cinsel obje olarak metalaştırılmıştır. Kapitalizmin eleştirisini yapmayan, kapitalist üretim ve tüketim ilişkilerini gözden geçirmeyen, yaşamsal olarak kapitalizmin yarattığı kültürel burjuvaziyi yaşamlardan söküp atamayan bir kadın mücadelesinden bahsetmek eksik olacaktır. Bu büyük eksiklik kadınları erkek egemenliğine karşı verilen mücadelede bireysel farkındalıklar yaratmaktan öteye geçiremez. Kapitalist toplumda kadının yoksullaşması ve kapitalizm kıskacında sömürülerek yoksunlaşması hali kaçınılmazdır. Bu durumda anti kapitalist bir mücadeleye gereksinim ortaya çıkar. Kadın; kapitalizmle kurduğu sosyal ve ekonomik bağları ortadan kaldırarak, kolektif üretime dayalı tüketim zemininde ve kolektif yaşamsal ilişkilerde kendisini yeniden tanımlamalıdır. Bütünlüklü bir mücadele olarak Kapitalizm topyekün reddedilmelidir.

Anarşist Kadınlar olarak bir süredir yoğunlaşma gösterdiğimiz kapitalizm karşıtı bir kadın mücadelesini ortaklaştırmak için kadın arkadaşlarımızla buluşuyoruz. Emekleri sömürülen ev işçisinden tekstil işçisine emekçi kadınlar, toprağını suyunu HES şirketlerine vermeyen köylü kadınlar, köyünden zorla göç ettirilen savaşın kadınları…Direnen kadınlar toplanıyoruz. Kapitalizm krizinde kadın olmayı tartışıyoruz. Bu anlamlı buluşmaya katılmak isteyen tüm kadınları davet ediyoruz.

Anarşist Kadınlar

Etkinliğimizde, yaşam alanlarında mücadele ederek direnmiş kadınlarla yaptığımız röpörtajlardan oluşan bir video seçkisi de yer alacaktır.

 

29 Aralık Perşembe-Fevkalade Tehlikeli Sohbetlerde buluşalım…

Biz bir dili konuşalım istedik; iktidarsız bir dili. Biz beraberliği, dayanışmayı ve bugünden yaşamayı seçtik; bugünden ‘devrim’ olmak için. Biz tüketmeyi tükenmek bildik; kolektif üretmeyi paylaşmayı seçtik. Biz kadınlar için özgürlüğü düşledik, hayallerimiz çalınmadan; hayatlarımızı buluşturmak için… Şiddete hep direndik; militarist anlayışı vicdanımızla reddettik. Erkek egemenliğin saltanatını yıkmak için isyanımızı sokaklara taşıdık; haykırdık nefesimiz tükenene dek… ve erkek egemen bir dünyaya başkaldırmış her kadın fevkalade tehlikelidir dedik. Fevkalade tehlikeli kadınlarla, fevkalade tehlikeli sohbetlerde buluşmak istedik.
Sohbetimize katılmayı isteyen kadın arkadaşlarımızı bekliyoruz.
Tarih: 29 Aralık Perşembe
Saat: 18:00
Yer: 26A SAHAF/ KADIKÖY ( Caferağa spor salonunun yanı)
Caferağa Mah. Sakız Sokak No: 3/1 Kadıköy/İSTANBUL
Tel: (0216) 336 37 52

Biz pergel, siz cetvel…

Biz kadınlar… Pergelmişiz. Hayırlı işler için tek ayağımızla dolansak da öbür ayağımızı sağlam şekilde eve basmamız gerekirmiş…
Kadının iktisadî ve ticarî hayata katılması aslî değil, arızîdir… Kapitalist piyasa ekonomisi ise kadını iki ayağıyla evin dışına çıkarıp sömürü nesnesi haline getiriyor. Tüpten çıkan macun gibi bir daha geri dönmüyor; bu ise ailenin ve toplumsal hayatın çözülmesine yol açıyor… İslam tasavvurunda kadın pergel gibidir; sağ ayağı -sabit kadem- evindedir, sol ayağıyla her yere gider, haricî her meşru ve hayırlı maddî, iktisadî, sosyal, sivil faaliyete, hadisteki güzel deyimle Müslümanların hayırlı meclislerine katılır. Ama önce evi ve ailesi!” Ali Bulaç, Zaman gazetesi, 12 Aralık 2011. Okumaya devam et “Biz pergel, siz cetvel…”

Şiddete Karşı Anarşist Kadınlar Sokakta!

25 Kasım kadına yönelik şiddete karşı mücadele günü olması dolayısıyla kadınlar yine farklı bir çok eyleme imza attlar. Git gide artan kadın cinayetleri ve devletin yasalarıyla bu cinayetlere seyirci kalmakta ısrarcı olduğu şu günlerde kadınlar şiddete karşı öfkelerini hep bir ağızdan haykırdılar. Şiddetin bu kadar olağanlaşmasında devletin, konuyla ilgili sorumlu bakanlıkların ve adalet sisteminin çözüm arayışlarının neticesinde kadına yönelik şiddetin dinmek bir yana gittikçe artması bizlere bir kez daha gösteriyor ki; ne devlet, ne de adalet sistemi kadına yönelik bir çözüm üretemez. Okumaya devam et “Şiddete Karşı Anarşist Kadınlar Sokakta!”