“Fevkalade Tehlikeli” Fanzin çıktı

Anarşist kadınların hazırlamış olduğu “Fevkalade Tehlikeli” Fanzin’in ilk sayısı çıktı. Fanzin, tarih boyunca efendilerin ve “erk-ek” kültürün korkulu rüyası olan kadınların fevkalede tehlikesini yansıtmayı ve büyütmeyi hedeflemekte. Fanzin’in bu ilk sayısında yaklaşmakta olan 8 Mart ve Kadın mücadelesi konuları işlenmiştir.
Fanzin’i edinmek isteyenler [email protected] e-mail adresiyle iletişime geçebilir.

FANZİNİ OKUYUN,  BİLGİSAYARINIZA İNDİRİN

Fevkalade Tehlikeli’nin bu sayısında ki bazı yazılar;
-8 Mart’ın tarihçesi ve kadınların Anarşizm mücadelesi
-”Erk”ek dünyanızda eşitlik istemiyoruz
-Kadının tanımlanamayışı
-Hikâye bu ya..
-Kadınlar neden sokaktaydı?

Anarşist Kadınlar 5 Mart’ta Kadıköy’e Çağırıyor!

“Şimdi suskun olan yığınlar
Okyanus gibi gürlediğinde;
Yığınlar ölmeye hazır olduğunda
Komün tekrar ayaklanacak.
Sayılamayacak bir kalabalık olarak geleceğiz
Bütün yollardan geleceğiz
Ve karanlıklardan sıyrılan intikamcı hayaletler gibi gelirken
Yumruklarımızı sıkacağız
Bayrağı ölüm taşıyacak
Al kanlara boyanmış kara bayrağı
Ve alev alev göğün altında
Özgürleşen toprak
Mor çiçekler açacak…”

Paris Komünü’nden yoldaş, Louise Michel


NE MUTFAĞA NE FABRİKAYA !  BÜTÜN KADINLAR SOKAĞA !

Biz kadınlar, bu topraklarda yıllardır devletler ve onların yasaları ile sömürülüyoruz, iktidarların bizlere verdiği “eşitlik” adı altında “erk”ek kültürünün dayatmasına maruz kalıyoruz, toplumun dayatmacı gelenek ve görenekleriyle, devletin zorunlu kıldığı evlilik kurumuyla ve militarist değer yargılarıyla yok sayılıyoruz.
Biz kadınlar, bu topraklarda yıllardır tacize,tecavüze uğruyor; töre adı altında öldürülüyoruz.

Hayallerimiz, bedenlerimiz, düşüncelerimiz ellerimizden alınmak isteniyor. Devletlerin yasalarına, ikitidarların bize sunduğu eşitlik ve hak aldatmacasına, yok sayılmaya ve öldürülmeye tahammülümüz kalmadı.

Artık yeter!

Bizler özgür yaşamlarımızı istiyoruz!

Bunun için, hayatlarımızın her anında mücadele ediyor, direniyor,
Yüreklerimizdeki isyanı sokaklara taşıyoruz.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kara mor bayraklarımızla tüm kadınları isyan çığlığını yükseltmeye çağırıyoruz.

Tarih: 05 Mart 2011 Cumartesi
Yer:
Kadıköy-Tepe Nautilus
Toplanma saati:
13:00

Karadenizin İsyankar Kadınları 5 Mart’ta Kadıköy’e Çağırıyor!


Karadenizin İsyankar Kadınları
Dünya Kadınlar Gününde

Zordur kadın olmak, sıralanmış dağların arasından geçen zor patikalar gibidir yaşamlarımız.
Karadeniz gibidir Karadeniz kadını; coşkundur, hırçındır, inatçıdır.
Deresinden ağıt yakar, türkü söyler; toprağından çayını alır, belini büker; vadisinden yeşile bakar, gönül işler.  Karadeniz’in iklimi işlemiştir bedenlerimize,
fırtınalar kopar yüreklerimizde,
İnattır hep kazanan.

Karadeniz’in kadınları doğayla bir bütündür. Doğamız elimizden alındığında, yüreğimize bir hançer gibi saplanır acısı. Ancak üzgün olmaktansa, öfkeli olmayı yeğleriz…
Azimdir hep kazanan.

Hayatlarımız isyankâr, Hayallerimiz büyüktür.

Toprağımıza, suyumuza, kültürümüze, dilimize, kadınlığımıza kısacası yaşamlarımıza sahip çıkmak için, vadilerde, köylerde, bahçelerde, şehirlerde isyan ediyor ve direniyoruz.

Ve biliyoruz ki, doğamızı ve yaşamımızı sömüren ile, kadınları sömüren aynı sistemindir. Kapitalizm; iktidarı, şirketleri ve işbirlikçileri ile yaşamımızı, yarattığı erkek egemen zihniyetle de bizleri yok etmeye çalışıyor.

Artık Yeter.

Bizler vadilerimizdeki Hidro Elektirik Santral
projelerine karşı şirket önünde oturma eylemi yapan Loç’un kadınları, Senoz’da şantiye taşlayan gürgenli nineler, “vadimize gelmesuinlar yoksa vururus onlari” diyen Hemşin’li  kadınlar, Termik Santrallere karşı vadi vadi dolaşan Amasralı Meral ablalar, Nükleer Santralleri şehrimize sokmamaya kararlı Sinop’un kadınları olarak
Ellerimizde oraklarımız, bastonlarımız ve taşlarımızla yaşam alanlarımızı savunmak için vadilerde, köylerde gösterdiğimiz direnişi örmek için bir kez daha alanlara çıkıyoruz.
5 Mart günü Kadıköy’de yapılacak olan Dünya Kadınlar Günü mitinginde ‘Karadeniz’in isyankar kadınları’ olarak bir araya geliyor, direnişimizi ve isyanımızı sokaklara taşıyoruz.

Tarih: 05 Mart 2011/ Cumartesi saat: 13.00
Toplanma Yeri: TEPE NAUTİLUS/KADIKÖY

PAYLAŞMAK güzeldir, hele SOKAKTA olunca

Yemek yapmak kadının mecburi görevi ve ücretlendirilmeyen emeğine dönüşür, bu nedenle de kadın için aynı zamanda bir zorunluluk ve baskı aracı haline gelir. Oysa insanları biraraya getiren ve muhabbetle eğlendiren bir kültürdür yemek ve bizler de yemeğin insanlar arası bir paylaşma olduğunu düşündüğümüz için, bügün saat 13:00 de Anarşist Kadınlar olarak Kadıköy İskele Meydanı’nda yemek dağıttık, horona durduk, halay çektik, şarkılar söyledik.

“Kadınlar Sokakta” yazılı pankartımız ve “Paylaşmak Güzeldir”, ” Ne mutfağa ne fabrikaya bütün kadınlar sokağa”, “Batsın ‘Erk’ek Dünyası” yazılı dövizlerimizle tüm kadınları sokaklara çağırdık.

Karadeniz’inden, Mezopotomya’sına kadınlarda yaptıkları kek ve böreklerle aramızdalardı. Çevreden gelen insanların da katılımıyla seslerimiz daha da yükseldi. Yemeklerin bitmesine yakın bir davul sesiyle halayımız başladı. Sonra tulumla birlikte söyledik türkülerimizi, horonla beraber coşkumuz arttı. En son olarak da 5 Mart’ta yine sokakta olacağımızın çağrısını yaparak eylemimizi sonlardık.

Bugün şarkılarımızda da haykırdığımız gibi;
Bundan böyle biline; özgürlük sokaktadır, kadınlar isyandadır.

Basında yer alan haberler:

http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/128042-erkek-egemen-kulturun-baskilarina-karsi-kadinlar-sokakta

http://www.etha.com.tr/Haber/2011/02/19/kadin/kadinlara-dayanisma-yemegi/

http://www.diclehaber.com/1/4/6/viewNews/243754

http://www.dha.com.tr/haberdetay.asp?tarih=21.02.2011&Newsid=143296&Categoryid=2

Anarşist Kadınlar’ın Eylemine Müdahale

Bugün saat 15:00 sularında ‘kadın cinayetlerini’ konu alan eylemimizin ikinci gününde yine metro istasyonunda buluşup, eylemimiz için hazırlandık. Eylemlerimiz birçok değişik istikamete giden metro içinde gerçekleşti. Son performansımızı yapıp, başka bir semtte devam etmek üzere ayrılacakken, güvenlik görevlileri tarafından etrafımız çevrildi. Her ne kadar dağılmak üzere olduğumuzu belirtsek de güvenlik görevlileri polise haber verdiklerini söyleyerek bizleri kolumuzdan tutup sorgulamak için götürmek istediler. Gerekçe olarak da çevredekileri rahatsız ettiğimizi iddia edince biz yine de sakinliğimizi koruyarak bu eylemi neden yaptığımızı açıklamayı sürdürdük. Güvenliklerden biri, bir arkadaşımıza müdahale etmeye çalışınca tepkilerimiz sertleşmeye başladı. Ve birden etrafımızda biten üniformalı-sivil polisler tarafından ablukaya alındık. Kimliklerimiz alınıp, üzerlerimiz didik didik arandı.

1 buçuk-2 saate yakın, erkekliğine karşı yapılan eleştirileri hazmedemeyenlerin (erkeklerin-polislerin) abluka çemberinde kaldık. Bizi neyle suçlayacaklarını bilemediler. Bu konuyla alakalı oynamak üzere derlediğimiz ve gazete sayfalarına yapıştırıp, okuduğumuz haberleri bile anlamayıp, o gün çıkan gazetelerde böyle haberlerin bulunmadığını söyleyecek kadar yaptığımız eylemden bihaberdiler. Buna rağmen amirlerinin telsizden sürekli gelen talimatlarıyla bize yönelik saldırgan tutumlarını sürdürdüler.

Her gün medyada yer alan-almayan kadına yönelik şiddetin adeta fizik kanunu gibi her yerde geçerliliğini koruyor olmasına ve bu dayatmanın yaşantılarımızda görmezden gelinmesine karşı yapılan eylemsel tepkimize yönelik bu tahammülsüzlüğün tesadüf olmadığı çok açıktır.

Bugün bir kez daha, “Erk’il” zihniyetin “kadın”dan söz edildiğinde nasıl da tahammül edemediğini, nasıl da şiddetini meşrulaştırdığını gördük.

Erkek egemenliğinin ezici gücü altında sinikleşen-donuklaşan ‘Kadın’ın sesi çıkmaya başladığında nasıl da itelendiğini-susturulmak istendiğini gördük.

Bugün bize karşı yapılan bu saldırı, erkek dünyasının içinde yitip giden ‘Kadınlığa’ karşı yapılan bir saldırıdır.
Bizler ki bu yüzden sokaklardayız ve bu yüzden susmayacağız.

Her ne kadar engellensek de durmadan hayal edip durmadan bağıracağız…

BİZ ANARŞİST KADINLAR, SOKAKLARDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ.


Okumaya devam et “Anarşist Kadınlar’ın Eylemine Müdahale”

SOKAKTA YEMEK


Yemek yapmak kadından beklenen bir iştir…

Oysa yemek ustaları çoğunlukla erkeklerdir. Önemli olanın zaten iyi yemek yapmak olmadığını çok iyi biliyoruz. Mesele yemegi kimin için, neden pişirdiğindir. Evindeki kadın yemeği kocası için pişirmektedir. Çünkü, kocası ekmek parasını kazanmak için dışarıda bir işte çalışmakta, karşılığında karısından yemek istemektedir. Hatta işinden evine gelen koca yemek bulamassa ortalığı kırar, geçirir. Yani bu anlamda yemek kadının mecburi görevi ve ücretlendirilmeyen emeğine dönüşür. Böylelikle yemek kadın için aynı zamanda bir zorunluluk ve  baskı aracı olur.

Oysa insanları biraraya getiren ve muhabbetle eğlendiren bir kültürdür yemek ve  bizler yemeğin insanlar arası bir  paylaşma olduğunu düşünüyoruz.

Anarşist kadınlar olarak ortak pişirdiğimiz yemeğimizi paylaşmak isteyen herkesi sokaklara davet ediyoruz.

TARİH: 19 Şubat 2011 C.tesi

SAAT: 13:00-15:00

YER: KADIKÖY İSKELE MEYDANI

SOKAK PERFORMANSLARI


Kadınlar öldürülüyor…

Gazete sayfalarında ki haberlere baktığımızda yedisinden yetmişine, cahilinden eğitimlisine, “kadın” olanlar babaları, abileri, kocaları, sevgilileri ya da hiç tanımadıkları “erkekler” tarafından feci şekillerde öldürülüyorlar. Toplum ise bu haberleri yadırgamıyor, önemsemiyor hatta bu haberlere alışıyor. Öyle ki toplumda egemen olan bu anlayış erkek tarafından şiddete uğramış ve belkide ölmekten son anda kurtulmuş kadınları kocasına, babasına, erkeğine bir bir teslim ederek tekrar mezara koymaktadır. Namusun, geleneğin ve erkeğin kurbanı olan bu kadınlar çok uzakta değiller; gazete sayfalarından bizlere seslenecek, gözlerimizin içine bakacak, erkek dünyanızda ki bu yolcukta yanınızda olacaklar.

Anarşist kadınlar olarak toplu ulaşım araçlarında kadın cinayetlerini konu alarak, İstanbul’un  farklı semtlerinde performanslar gerçekleştireceğiz.

TARİH: 12-13 ŞUBAT 2011 C.tesi-Pazar

SAAT: 13:30-16:00

Kadınların tarihten çaldıkları gün…

BÜTÜN KADINLAR SOKAĞA!

Yıl 1857 … Newyork sokaklarında kırk bin kadın“ekmek ve gül” sloganıyla yürüdü. Emekçi milyonlarca kadın haykırdı o gün. Kadınların tarihten çaldığı bugün de seslerin yükseldiği, bedenlerin, yüreklerin aynı yerde birleştiği milyonlarca emekçi ve özgürlük tutkunu kadın yine bir arada ve beraberce haykıracaklar. Dünyada bir gün yok! Diyecekler. “KADINLAR HEP VARLAR”

Bu topraklarda yıllarca Ataerkil bir yaşamın baskısıyla sömürülen düşüncelerimiz, sömürülen bedenlerimiz, sömürülen hayallerimiz yalancı bir söylemin ve kandırmacanın değil gerçek olduğunu bilerek kabüllenmeyen direngen yüreklerin ifadesidir. Kadınlar öncelikli kendi hayatlarını sorgulayan ve değiştiren yaşamını bir örgütlü mücadelenin pratiği ile birleştirerek hareket etmeliler. DUR demek için beklemek yetmez! tüm kadınlar istediğimiz özgür yaşamları alabilmek için seslerini yükseltmeli ve harekete geçmeliler. Bu gerçek değişimdir. Okumaya devam et “Kadınların tarihten çaldıkları gün…”

Öfkeli militan; Ulrike Marie Meinhof

Alman radikal sol kanadı militanı ve gazeteci. Oldenburg’da doğan Meinhof, Baader-Meinhof Grubu olarak da bilinen Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun kurucularından biriydi. İlk başlarda nükleer karşıtı hareketin bir üyesiydi ve konkret adlı radikal sol gazetenin editörüydü. 1961 yılında bir komünist olan Klaus Rainer Röhl ile evlendi. Bu evlilikten Bettina ve Regine adlı ikizleri oldu. 1968 yılında boşanan Meinhof, Berlin’deki daha radikal solcuların arasına karıştı. Sol kanadın kullandığı sıradan mücadele araçlarının etkisizliği nedeniyle hüsrana uğrayan Meinhof, 1970 yılında Andreas Baader’in hapisaneden kaçmasına yardım etti ve daha sonra kimi soygunlarda ve sanayi siteleriyle Amerikan askeri üslerinin bombalanması eylemlerinde rol aldı. Grup Alman basını tarafından hemen “Baader-Meinhof Çetesi” olarak adlandırıldı. Okumaya devam et “Öfkeli militan; Ulrike Marie Meinhof”